Bir soğuk, bir mavi, bir yeşil, bir garip sızı…

23 Aralık 2016
Bir soğuk, bir mavi, bir yeşil, bir garip sızı…

Yürekleri soğuk havada kor ateşlerde yakan, günün nöbetini geceye devrettiği bir vakitti. Bedrin Aslanları’na eş yiğitler de nöbetini devredecekti, silah arkadaşlarına. Lakin kabzası soğuktan buz tutmuş ’emanet’ ini daha çıkaramadan kahpe bir pusuda ’emanet’ ruhunu çıkarıp vermişti, emanetin sahibine.

 

Duyardım, hep derdi ki: ‘Erkekçe olsun, dostluk da düşmanlık da!’ ama olmadı. Düşmanlıklar, etek giyen anası tipli parlak çömezlerin ellerine kaldı. Dostluklar da sadece dil ile diş arasında yapılan kınamalarla gösterildi. Şimdi şehidim hangisine yansın? Hangisi daha az acıtır, geride bıraktığı yaralı yürekleri?

 

Gecenin ve gündüzün soğuğu bile dayanamadı bu kahpe düşmanlığa ve sahte kınamalara. Yiğitlerin al kanları kolay kolay kazınmasın diye yolları buza kesti.

 

***

 

Bir tarafta hiç şüpheye düşmeden çevik yeleğini, mavi montunu, siyah eldivenlerini giymişti yiğitler. Diğer tarafta huzur içinde palaskasını, yeşil kamuflajını, botlarını çıkarmıştı yiğitler. Sanki maviler şehitlik nöbetini yeşillere devretmişti, hüznü ve gözyaşlarını da bizlere…

 

Nasıl yanmasın yürekler? İki taraf da sevdiklerinin yanına gitmeye hazırlanıyordu. Bir taraf yavrusuna, eşine, arkadaşına sıcacık evinde ısınmaya hazırlanıyordu, diğer taraf eşiyle, yavrusuyla, sevdikleriyle ev sıcaklığı bulmaya hazırlanıyordu.

Olmadı…

 

Ben mavi ile yeşil karışımının kızıl olduğunu ilk defa gördüm. Ben bu iki rengin, iki renk olan kırmızı beyazın varlığı için kızıla boyandığını gördüm ve bu dört rengin bir milleti kıpkızıl gözyaşına boğduğunu gördüm.

 

***

 

Vatan olmazsa millet garip olmaz mı? Vatanı kollayan kuvvetler olmazsa garipliğin garipliği yaşanmaz mı? Bu gariplik bizi mandaya itmez mi? Biz son kez ve kesin olarak Sivas’ta tarihe gömmedik mi bu belayı?

 

Çok garip, bir halk kendi kuyusunu kazıyor hem de kendi elleriyle kazıyor. İnsan bindiği dalı keser mi? Yemek yediği tabağa pisler mi? Bu nasıl zihniyettir?

Anlamadım…

 

***

 

Hey, siz! Hayat süren leşler! Dinleyin, şehidimin söyleyemediği sözlerdir bunlar: Ağababalarınız şunu unutmasınlar: Bu millet kırılır da  daha eğilmez! Kendisi parça parça olur da toprağı parçalatmaz! Yetim kalır, dul kalır, öksüz kalır da vatanı garip bırakmaz!

 

***

 

102 yıl önce Sarıkamış’taki 90.000 vatan evladının acısı ne ise bugün de Beşiktaş’taki, Kayseri’deki, El-Bab’daki vatan evlatlarının acısı aynıdır bizde. Bir evladın tırnağı acısa, alemi ateş topuna tutar bu millet.

 

Ve hepsinin tek amacı vatanı sahipsiz bırakmamaktır çünkü vatan evladı bilir ki sahipsiz vatan batacaktır. Çünkü vatan evladı bilir ki Kürt-Türkmen’in öz gardaşı, Alevi-Sünni hak yoldaşı ve devlettir her şeyin başı, böldürmeyiz, bölemezler!

 

Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun…

 

 

 

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN