İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan tarihi Kudüs kararı

13 Aralık 2017
İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan tarihi Kudüs kararı

İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı (İTT) Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’nda Doğu Kudüs Filistin Devleti’nin başkenti ilan edildi. Toplantıda , Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı seviyesinde temsil edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da aralarında bulunduğu 16’sı lider düzeyinde 48 ülkeden temsilci katıldı. Zirvenin devlet başkanları listesinde bir sürpriz isim ise dikkat çekti. Başka bir toplantı için İstanbul’da bulunan Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, misafir olarak toplantıda bulundu.

Suudi Arabistan’ın lideri Kral Selman, bugün gerçekleşen organizasyonda yoktu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı seviyesinde temsil edildi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinin katılmadığı toplantıda Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yer alması çok konuşuldu.

İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan tarihi Kudüs kararı

İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı (İTT) Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’nda Doğu Kudüs Filistin Devleti’nin başkenti ilan edildi. İTT İstanbul deklarasyonunda “Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu ilan ediyoruz. Bütün ülkeleri bunu tanımaya davet ediyoruz” ifadesi yer aldı.

İslam ülkeleri İsrail’in işgal altındaki kentin Filistin’in başkenti ilan edilmesi için dünyadaki tüm ülkelere çağrıda da bulundu. Bildiride ayrıca, “ABD (Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararından) geri adım atmazsa tüm sonuçlarından sorumlu olacaktır” ifadesinin de yer aldığı bildirildi.

Bildiriden önemli bölümler şöyle:

” – Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın Kudüs’ü İşgalci Güç İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan tek taraflı kararı en güçlü şekilde reddedilmiş ve kınanmıştır.

Sözkonusu karar hukuken hükümsüz ilan edilmiştir. Bu beyanın Filistin halkının tarihi, hukuki, doğal ve milli haklarına bir saldırı, bütün barış girişimlerine yönelik kasti bir baltalama, aşırılık ve terörizme ivme verecek bir tahrik unsuru ve uluslararası barış ve güvenliği hedef alan bir tehdit olarak görüldüğü belirtilmiştir.

– Kudüs-ü Şerif’in yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan söz konusu tehlikeli beyanın hükümsüz ve meşruiyetten uzak olduğu vurgulanmıştır.

Beyanın, Uluslararası hukukun ve özellikle de Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ve uluslararası meşruiyeti bulunan tüm ilgili kararların, bilhassa da BM Güvenlik Konseyi’nin 478 (1980) ve 2334 (2016) sayılı kararlarının, barış sürecinin Kudüs-ü Şerif’i nihai statü konusu olarak tespit eden temellerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiği, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu bağlamda imzalamış olduğu Anlaşmalar ve verdiği taahhütlerin bu beyanın hemen geri çekilmesini gerektirdiği ifade edilmiştir.

ABD’YE ÇOK SERT GÖNDERME

– ABD Yönetimi’ni bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumlu tutulduğu kaydedilmiştir.

Söz konusu beyanın ABD Yönetimi’nin barış destekçisi rolünden çekilmesi olarak değerlendirildiği ve bunun tüm paydaşlar tarafından da anlaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, bu beyanın ilanı ve işgalci güç İsrail’in 1967’de işgal ettiği, merkezinde Kudüs-ü Şerif bulunan Filistin topraklarında sürdürdüğü sömürgecilik, yerleştirme, apartheid ve etnik temizlik siyasetinin teşvik edilmesi olarak görüldüğü kaydedilmiştir.

Tüm üye devletlere Filistin sorununa, özellikle dünyanın diğer taraflarından karşıtlarıyla günlük temaslarında ve dış siyasi gündemlerinde yüksek öncelik vermeleri çağrısında bulunulmuştur.

– İki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ne dayanan, uluslararası tanınmış referans hükümlerle ve 2005’te Mekke-i Mükerreme’de yapılan Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’da stratejik bir tercih olarak kabul edilen 2002 Arap Barış Girişimi’yle uyumlu adil ve kapsamlı bir barışa bağlılık teyit edilmiştir.

Uluslararası topluma bu sorunu çözüme ulaştırmak maksadıyla etkin ve ciddi bir şekilde harekete geçmesi çağrısında bulunulmuştur.

– Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olarak ilan edilmiştir ve bütün devletler Filistin Devleti’ni ve Doğu Kudüs’ün onun işgal altındaki başkenti olduğunu tanımaya davet olunmuştur.

BÜYÜKELÇİLİKLERİ KUDÜS’E TAŞIMAYIN

– Bütün Devletlere BMGK’nın 1980 tarihli ve 478 sayılı kararını tam olarak uygulama çağrısında bulunulmuştur. Bu doğrultuda, bütün Devletler;

a) ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan kararını desteklemekten imtina etmeye,

b) Diplomatik Misyonlarını Kudüs-ü Şerif’e taşımamaya davet edilmiştir.

– Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunularak, derhal sorumluluklarını üstlenmesi, Kudüs-ü Şerif şehrinin yasal statüsünü teyit etmesi, Filistin Devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermesi, Filistin halkının uluslararası korunma altına alınmasını sağlaması, Filistin Davası’na ilişkin aldığı tüm kararları uygulaması ve bu kararlara uyması istenmiştir.

– BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde, İİT üyesi ülkelerin bu ağır ihlali BM Genel Kurulu’nun 377A sayılı “Barış için Birleşme kararı” çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götürmeye hazır olduğu teyit edilmiştir.

– İslam Kalkınma Bankası’ndan Filistin projelerine öncelik vererek ve bu doğrultuda özel ve esnek mekanizmalar ve usuller geliştirerek “Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu” aracılığıyla Kudüs’ü Şerif ve diğer işgal altındaki topraklarda ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarına destek olması talep edilmiştir.

– Katılımcılar, İslam Ümmeti için bu denli önemli bir konuda liderliği üstlenmesi ve Zirve’ye ev sahipliği yapması nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanımıza minnetlerini ifade etmişlerdir.”

TEPKİLERE NEDEN OLAN SUUDİ KRALI’NDAN FİLİSTİN AÇIKLAMASI

Suudi Arabistan’ın İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına devlet başkanı düzeyinde katılmaması eleştirilere yol açarken, Suudi Kralı Selman Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olması gerektiğini söyledi.

Suudi kanalı El Arabiya’nın haberine göre, Şura Konseyi toplantısında konuşan Kral Selman, “Krallık başta Filistin sorunu olmak üzere bölgesel krizlerin siyasi yolla çözülmesi çağrısı yapıyor. Filistinlilere meşru hakları geri verilmeli. Buna Doğu Kudüs’ün başkenti olduğu bağımsız bir Filistin devleti kurmak da dahil” dedi.

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN