Keşke ”Cenaze Yemekleri” Eskisi Gibi Olsa

2 Nisan 2018
Keşke ”Cenaze Yemekleri” Eskisi Gibi Olsa

Özbağ Belediyesi , cenaze yemeği verilmesini yasaklayınca , müthiş yankı uyandırdı.

Meğer ”Cenaze Yemeğinden” rahatsız olan ne kadar insan varmış !

Hal böyle olunca gazetemizin sosyal medya hesabı üzerinden anket yapıldı. Ankete yaklaşı 2 bin 300’e yakın kişi katıldı (oylama devam ediyor).Ankete katılanların %86’sı bu geleneğe son verilmesini istiyor.

Aslında gelenek doğru ama uygulaması yanlıştı !  Bu yüzden de insanlar ” Cenaze Yemeğinden” rahatsız olmaya başladı.

”Cenaze Yemeği ” Türkler’e ait çok eski bir gelenektir.

Eski Türk Geleneği olan ”Yuğ Töreninden” kalmadır.

Geleneğin gerçek adı ; Ölü Aşıdır !

Divan-ı Lügat-it Türk’de bu yemeğe ”Yuğ Besen” denmiştir.Uygurlarda ”Üzüt Aşı” adıyla bilinir.

Anadoluda ”Can Aşı , Can Helvası , Kazan Takırtısı” olarak da bilinir fakat asıl ismi Ölü Aşıdır.

Ölenin ruhu rahat ettirilmezse dirilip hayattakileri rahatsız edeceği inancından kaynaklanan bir uygulamadır.

Türkler Anadolu’ya geldiklerinde tamamen Müslüman değillerdi.Bunların arasında ” Şaman” inancına sahip olanlar vardı.Hatta o Şaman İnancına sahip olanlar ”Alevi” inancına sahip Türklerin atalarıdır.

Müslüman olan Türkler de ilk zamanlar eski geleneklerini devam ettirdiler.

İlk uygulama şu şekildeydi ;

Cenazeden sonra büyük bir sofra hazırlanır ,  yiyeceklerin yarısı yakılarak ölüye , diğer yarısı da törene katılanlara dağıtılırdı.Benzer törenler 7. gün mezar başında , 20. gün evde , 40. gün tekrar mezarda olmak üzere tekrarlanırdı.En büyü tören ölüm yıl dönümünde yapılırdı.

Ölenin eşi büyük bir ziyafet hazırlar , ölüye ve misafirlere sunduktan sonra mezarın çevresini 3 kez dolaşarak ”Ben seni bırakıyorum” der ve yeninden evlenmeye hak kazanırdı.

İslamiyetten sonra da görülen cenaze akşamı 40. gün ve 52. gün mevlit okutulup pide , şeker , helva veya lokma yapıp dağıtma bu geleneğin uzantısıdır.

Anadolu’da, geçmiş ruhlara okunan dualarda birinden iyilik istenirken söylenen ”ölmüşlerin canı için ” , ”ölmüşlerin canına gitsin” deyimleri de yine bu gelenekten türemiştir.

Daha sonra ölü evinde ateş yakılmaz inancı ile birlikte cenaze evinde verilen yemekler komşular tarafından hazırlanarak getirilmeye başlandı.

Taziye süresi boyunca komşular evlerinde yaptıkları yemeği taziye için gelenlere yedirir hatta kalan bulaşık bile yine komşular tarafından yıkanırdı.Bu süre boyunca herhangi bir işe cenaze sahipleri elini bile sürmezdi.

Bunu yaparken de küskünlüğe veya barışıklığa bakmazlardı.

Komşular bununla da kalmaz acısı henüz taze olan cenaze sahiplerini yemek yemeye zorlarlardı.

Taziyeye gelenlerin ise eli mutlaka dolu olurdu.

Fakat bu gelenek zamanla cenaze sahibinin yükümlülüğüne dönüştü.

Evde yemek hazırlayacak durum olmadığı için de ev sahibi ev yemeği yerine pide ve ayran vermeye başladı.

İşte insanların da istemediği uygulama bu uygulamadır !

Doğru olanı ; cenaze sahibine yüklenmeyen , imece şeklinde komşuların yemek yaparak ölü evinde verilmesidir.

Küskünlüğe veya barışıklığa bakılmadığı için insanları kaynaşmasını ve yardımlaşmayı sağlardı.Böylece toplum da birlikteliği de güçlenirdi.

Bu gelenek Anadolu’da her ne kadar şehirlerde olmasa da kırsal ve belli bölgelerde hala devam ediyor.

Keşke ”Cenaze Yemekleri” eskisi gibi olsa.Küskünlükler sona erse… İnsanlar daha çok kaynaşsa…

Ama bu çok zor görünüyor.

Belediyelerin bu uygulamaya son vermek yerine devam ettirilmesi adına elini taşın altına sokması düşüncesindeyim.

Esenlikler…

 

 

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN