27 Yıl Geçti Acısı Hala Dinmedi

26 Şubat 2019
27 Yıl Geçti Acısı Hala Dinmedi

Bundan tam 27 yıl önce, Türk Yurdunu işgal eden ermeni canileri 613 masum insanı, çocuk,kadın, yaşlı demeden katletti.

Bu acımasız hayvandan aşağı topluluk, masum insanlara yönelik, en iğrenç, en vahşi duygularla hareket ederek Türk Milleti’ne yönelik bir soykırım yaptı.

Hamile kadınların karnındaki daha doğmamış bebekleri bile süngüleyen bu aşağılık grubun yaptıklarına dünya kamuoyu hala sessiz kalmaya devam ediyor.

Sadece dünya kamuoyu  mu ?

”Hepimiz ermeniyiz” diye İstanbul Sokaklarını inleten içimizdeki hainlerden de herhangi bir ses var mı ?

Neden yok ? Çünkü katledilenler soykırıma uğratılanlar Türk !

Hocalılı masum siviller Türk oldukları için katledildiler.

Türk oldukları için en ağır işgenecelere ve hakaretlere maruz kaldılar.

Ahıska Türkleri de aynı katliamlardan nasibini aldı.Sebebi Türk olmalarıydı !

Kırım Türkleri vagonlara doldurulup , yarısı havasız bırakılarak katledildi.Sebebi Türk Olmalarıydı !

Birinci Dünya Savaşı sırasında yine ermeni canileri yüzbinlerce müslümana mezalim uyguladı.İnsanları camilere doldurup yaktı.Sebebi Türk olmalarıydı !

Çinliler yıllardır Doğu Türkistan’da ki Uygurlara baskı,işkence ve katliam uygulamadı mı ve hala uygulamıyor mu ? Sebebi onların da Türk olmaları  !

Bundan 27 yıl önce de yıllardır Türklere karşı süregelen kinin nefretin bir tezahürü yine Hocalı’da yaşandı.

İşte o yaşananları hem katliama maruz kalan ama kurtulan bir Türk çocuğundan hem de ermeni mezalimini bir seyirci gibi izleyen ve haç için savaştıklarını söyleyen bir rus askerin hatıratından görelim ve katliamın boyutunu bir kez daha gözler önüne serelim.

5 yaşlarında küçük bir kızdım ve ermeniler beni canlı canlı toprağa gömdüler… 

Hala dün gibi hatırlıyorum. Bizi bir ahıra kapatmışlardı. Çocuklar ağlıyor, kadınlar ah nale ediyorlardı. Babamı hiç böyle telaşlı görmemiştim, beni kucağında sağa sola götürüyor, sanki beni saklamaya bir yer arıyordu. Annem de ardından geliyor ağlıyor, ağlıyordu…

Birden iki ermeni askesi içeri girdi, askerlerden biri öbürüne ermenice bir şeyler söyledi, ermeni askeri beni babamın kucağından almaya çalıştı, babam öyle bir bağırdı ki, ömrümün sonuna kadar o ses kulaklarımdan gitmeyecekdir. Beni sıkı sıkı bağrına basmış, askere vermiyordu, asker dışarı çıkıp arkadaşlarını çağırdı. 5 kişi beni babamın kucağından söküp alamıyorlardı, sonunda askerlerden biri babamı sert darbe ile kafasından vurdu, babamın elleri boşaldı ve kendinden geçti. Beni ahırdan alıp kapıyı kapattılar. Annem kapıya öyle çarpıyordu ki, kapı yerinden çıkacaktı, tahtaların arasından annemin dehşetten büyümüş gözlerini gördüm. Beni bir kazılmış kuyuya götürdüler, kuyu küçüktü ama benim için çok derin gözüküyordu. Beni ahırdan alan ermeni askerlerinden biri kolumdan çekip beni kuyuya itdi, kolum o an çıkmıştı, ağrıdan ve korkudan ağlamaya başladım, ben ağladıkça üzerime toprak döküyorlardı. Ahırdan babamın, annemin ve diğer insanların çığlıklarını duyuyor, ben de çığlık atıyordum. Üzerim tamamen kapandığında bana soğuk ter geldi ve sonra bayılmışım sanırım. Gözlerimi açtığımda annem bana sarılıp ağlıyordu. Babamın saçları bu kısa zamanda nasıl olmuştu da tamamen beyazlamıştı… Üzerimi kapattıktan sonra yoklama gelmiş beni bırakıp gitmişler, annem, babam ve diğer insanlar ahırın kapısını kırıp gelmiş ve beni o kuyudan çıkarmışlar.

Beni anladığınızı sakın söylemeyin, çünkü bunu yaşamayan anlayamaz!

11 bin nüfuslu hocalı kasabasının yalnızca 3 bini türk. 1300 ahıska türkü’nün katledilmesine rağmen verilen resmi rakamlar 613. gözleri oyulmuş, derileri yüzülmüş, başlarının kesildiği, hamile kadınların karınlarından çocuklarının alındığı, kadın ve kızlara tecavüz edildiği biliniyor. ruslar olayla ilgimiz yok dese bile 366. motorize piyade alayı’na bağlı komutanlar aksini iddia ediyor.

for the sake of cross (daud kheriyan) kitabında “ölülerin yakılmasıyla görevli ermeni grup, hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 mart günü 100 azeri ölüsünü getirip yığdı. son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. başından ve elinden yaralıydı. yüzü morarmıştı. soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. çok az nefes alabiliyordu. gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. o sırada tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. sonra tüm cesetleri yaktılar. bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. yapabileceğim bir şey yoktu. ben şuşa’ya döndüm. onlar haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN