Bizim Kıraathanelere Değil , Fabrikalara İhtiyacımız Var !

6 Temmuz 2018
Bizim Kıraathanelere Değil , Fabrikalara İhtiyacımız Var !

Seçim öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından vaat edilen ”Millet Kıraathaneleri” ilk kez Kırıkkale’de açıldı.

Kitap ve gazete okunan Kıraathanede çay, kahve ve kek ücretsiz…

Peki ama bizim olan projeler ”Millet Kıraathaneleri” , ”Millet Bahçeleri mi ?” …

Türkiye’nin her geçen yıl artan dış ticaret ve cari açığını Millet Kıraathaneleri mi kapatır yoksa yeni fabrikalar mı ?

Üretim toplumu olmak yerine gittikçe tüketim toplumu haline gelen Türk Milletinin kurtuluşu Kıraathanede oturmak mı yoksa üretmek mi ?

Kitap okumak tabi ki güzel fakat ben kimsenin okeyi bırakıp ta kitaba koşacağını düşünmüyorum.

Millet Kıraathanesi tutmaz , boş kalır, atıl kalır.Ona harcanan paraya yazık , kaynağa yazık !

Bizim yüksek teknoloji üreten ağır sanayi atılımlarına ihtiyacımız var.

Biz borçlarımızı ancak ve ancak üreterek ödeyebiliriz , satarak değil !

Dış ticaret açığını şeker fabrikalarını satarak değil , ham madde işleyen , yarı mamül üreten yeni fabrikalar ile üretim yaparak kapatabiliriz.

Bizim, dışarıdan aldığı elektronik devreleri, parçaları , aksamları birleştirerek ithalata dayalı üretim yapan üreticilere değil bütünüyle yerli üretim gerçekleştiren fabrikalara ihtiyacımız var.

Bizim , kıraathanede bedava çay içerek, kek yiyerek ,  kitap okuyarak vakit doldurmaya çalışan emeklilere değil , 50 yıl sonrasının alt yapısını oluşturacak , bizi üretim toplumu haline getirecek okuyan gençlere ihtiyacımız var.

Bizim , iyi bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Bizim aldığı eğitimle üretebilen , geliştirebilen yenilikçi gençlere ihtiyacımız var.Çay içip  , gazete okuyup siyasi dedikodu üretmeden öteye gidemeyen amcalara değil !

Parktan , bahçeden doyduk zaten !

Sürekli yenileme çalışmaları adı altında rant kapısı haline gelen ihalelere değil , üretim alt yapısını geliştirecek yatırımlara ihtiyacımız var.

Bizim ”Beton Ekonomisine” değil , yenilikçi ,üretime dayalı bir ekonomik modele ihtiyacımız var.

Emperyalist güçlerin modern sömürgeci anlayışından kurtulması gereken bir Türkiye’ye ihtiyacımız var.

Onlara karşı cephede bağımsızlık mücadelesi verirken , ekonomik bağımsızlığını yitiren bir Türkiye var.

Bize siz üretmeyin biz size veririz demişler.Önce yardım ederek üretimi bitirmişler sonra da satmaya başlamışlar.Bizi sömürüye mahkum etmişler.

Bizim millet bahçelerine değil , kendi tohumuyla bütün Türkiye’ye yetecek üretim yapılabilen tarlalara , bostanlara , bahçelere ihtiyacımız var.

Bizi tembelliğe itecek üretim ekonomisinden uzaklaştıracak projelere değil sömürgecilerden kurtaracak atılımlara ihtiyacımız var.

Biz artık yerli tohum üretemeyen ülke haline gelmişiz.

4000 yıllık tarihi boyunca dışarıdan patates almayan Anadolu toprakları tarihinde ilk kez patates ithal eder hale geldi.Üstelik milyonlarca vatandaşını bizim beslediğimiz Suriye’den !

Çünkü Mehmet Amca artık üretmek istemiyor.Hazıra alışmış , oturduğu yerde bedava çay , kahve içip kek yiyerek gazete okumak , dedikodu yapmak istiyor.

Biz Mehmet Amcayı kaybettik.Onun çocuklarını , torunlarını bu zihniyetten kurtaracak eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Mustafa Kemal Atatürk için ”Onun yüzünden planlarımızı 100 yıl ertelemek zorunda kaldık.” diyen Büyük Ortadoğu Projesinin Mimarı Rockfeller diyor ki ,” Biz Türkiye’yi ancak ve ancak Marshall yardımlarıyla elimize alabildik.”

Bizi hazıra alıştırdılar, Üretim toplumundan tüketim toplumuna çevirdiler.Uçak fabrikamızı kapattırdılar, uçak verdiler.Şimdi de sömürüyorlar.

Bizim çalışkan ve zeki bir Türk Toplumuna ihtiyacımız var.

 

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN