Damda Deli Var

4 Aralık 2018
Damda Deli Var

Bugünkü yazımı Kırşehir’in en güzel noktasından yazıyorum sizlere,henüz kimseler tarafından keşfedilmemiş kirlenmemiş bir yerden.Ne yazık ki sizinle paylaşmak isterdim ama yapamam sadece bana ait olsun istiyorum bu gizemli nokta adete şehrimi ku şbakışı bir nakış gibi gözlerimle işlediğim yer.Her defasında beni maharetli bir doktor gibi tedavi eder,narin bir hemşire gibi yaralarımı saran bu mekan.Hastalıklı zihniyetlerin bulaşıcılığından buraya saklıyorum kendimi.Günler mevsimler akıyor,geçiyor.Ben hep o aynı metrekarenin içindeyim diye düşünürken,nedense şehrimin ezilmişliği siyaseten hep hayal kırıklıkları geliyor aklıma bugünkü seansımda.Giden mi geleni arattı yoksa gelen mi gideni anlattı pervasızca.Kimse kendi yanlışını kabul etmedi,daha iyi ne yapabilirim demeden.Bütün görevi kendinden öncekini kötülemek,şehri yapboz edasıyla bozup bozup yapmaya çalışmak hepsi de her defasında biraz daha eksiltti bu yapbozun parçalarını.Kimi kalbin olduğu parçayı çıkardı kimi kanatların olduğu parçayı eksiltti şehrimden.Beyler yanlışınızı yanılışınızı kabul ediniz artık.Hatayı kabullenmek,hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir.Üstün bir karakterin belirtisidir.Kişinin değeri,anlamı kadardır.
Kişinin anlamını onun manası belirler.Mana yoksa anlam olmaz.Böyle bu duygularla dalarken neden bırakıp gitmeyi kimse sindiremiyor,kendine yapamadım demek neden ağır geliyor diye geçirdim içimden.Mahalle baskısı mı,itibar edinme arzusu mu yoksa para hırsımı bence D şıkkı hepsi.
Aziz Nesin’in bir anektodu geliyor aklıma müsaadenizle sizlerle paylaşmak istiyorum…

Bütün mahalle ayağa kalktı:

— Damda deli var!

Sokak,bir baştan bir başa,deliyi seyre gelenlerle dolmuştu.Önce karakoldan,sonra Müdüriyetten araba ile polisler geldi.Arkadan itfaiye yetişti.

Delinin annesi,

— Yavrum, oğlum, in aşağı!… Hadi çocuğum!… diye yalvarıyordu.

Deli,

— Muhtar yapmazsanız, kendimi aşağı atarım! diyordu.

İtfaiye erleri, deli aşağı atlarsa tutabilmek için branda bezini açtılar. Dokuz itfaiyeci, uçlarından tuttukları branda bezini apartmanın çevresinde dolaştırmaktan ter içinde kalmışlardı. Komiser,

— Rica ederim, in kardeşim aşağı! diye yarı korkutmak istercesine, yarı da yumuşak bir sesle deliyi kandırmaya çalışıyordu.

— Muhtar yapın ineyim! Yoksa kendimi aşağı atarım.

Yalvarmak, yakarmak, korkutmak hiçbiri para etmedi.

— Kardeşim, yahu… in be aşağı!

— Şunlara bak!… Beni aşağı indireceğinize siz yukarı çıksanıza…

Kalabalıktan biri,

— Muhtar yaptık diyelim, dedi.

Başka biri,

— Olmaz yahu, dedi, deliden muhtar olur mu hiç?

— Allah Allah… Sahiden muhtar yapacak değiliz ya…

Bastonuna dayanmış bir ihtiyar,

— Olmaz, dedi, sahiden de, şakadan da yapsanız olmaz.

— Belki iner…

— İnmez. Ben bunları bilirim. Bir kere yukarı çıktılar mı, artık inmezler.

— Hele bir kere aşağı insin, kolay!

— İnmez!

Aşağıdan birisi,

— Seni muhtar yaptık! diye bağırdı, haydi in aşağı!

Deli oynamaya başladı:

— İnmem! Şehir Meclisine üye yapmazsanız, kendimi aşağı atarım.

İhtiyar etrafındakilere,

— Nasıl, dedi, ben size demedim mi?

— İstediğini yapalım.

— Ne yapsanız inmez, insan bir kere dama çıkacak kadar delirdi mi, artık aşağı inmez.

Komiser,

— Yaptık, dedi, seni Şehir Meclisine üye yaptık Hadi kardeşim in aşağı da arkadaşlarını bekletme!…

— İnmem! Belediye Başkanı yapın ineyim!

İhtiyar,

— Gördünüz mü, dedi, vaktiyle gerekti. Şimdi hiç inmez.

Ter içinde kalan itfaiye komutanı,

— Yani belediye başkanı yapsak ne olur, dedi, yapalım. Sonra iki elini ağzına boru yapıp yukarı seslendi:

— İn kardeşim!… Seni belediye başkanı yaptık, in de vazifene başla!

Deli göbek atarak,

— İnmem, dedi, bir deliyi belediye başkanı yapanların arasında benim ne işim var? İnmem!

— Peki, ne istiyorsun?

— Bakan yaparsanız inerim!

Aşağıdakiler kısa bir tartışmadan sonra,

— Peki,dediler, seni Bakan da yaptık! Haydi artık in aşağı!… İn… Bak herkes seni bekliyor.

Deli, elini burnuna götürüp nanik yaptı:

— İnmem! Bir deliyi bakan yapanların arasına iner miyim ben!…

— Haydi kardeşim, seni bakan da yaptık, öbür bakanlar seni bekliyor Haydi in!…

— Yağma mı var, ineyim de beni tımarhaneye kapatın! İnmem!…

İhtiyar adam,

— Boşuna uğraşmayın, inmez! dedi. Ben bu delileri gayet iyi bilirim. Sizi de bakan yapsınlar, siz de inmek istemezsiniz.

Deli, barbar bağırıyordu:

—- Başbakan yapmazsanız, karışmam, kendimi aşağı atarım.

— Yaptık!… diye bağırdılar, seni Başbakan yaptık.

İhtiyar adam,

— İnmez! dedi.

Deli tekrar oynamağa başladı Sonra da,

— Kral yapın, ineyim! dedi, kral yapmazsanız kendimi aşağı atarım.

İhtiyarın dedikleri doğru çıkıyordu. Ona danıştılar.

— Ne dersiniz? Kral yapalım mı? İhtiyar,

— İş işten geçti, dedi, artık ne derse yapmak zorundasınız. Bir kere nasıl olsa başbakan oldu.

— Seni kral yaptık birader! diye bağırdılar, haydi bakalım, artık in!…

Damda göbek atan deli,

— İnmem! dedi.

— Ne istiyorsun? Kral da yaptık işte!

— Yaaa… İnmem İmparator yapın ineyim, yoksa kendimi aşağı atarım.

İhtiyar,

— Atar, dedi.

— Yaptık! diye bağırdılar Seni imparator yaptık Haydi gel aşağı!

Deli,

— Sizin gibi sersemlerin arasında benim gibi imparatorun ne işi var? dedi

— Peki, ne istiyorsun? Söyle de onu yapalım. İn be kardeşim!

Damdaki deli,

— Ben imparator muyum? diye sordu.

Aşağıdan bağırdılar:

— İmparatorsun!

— Mademki imparatorum canım isterse inerim, istemezse inmem… İnmiyorum işte!

Komiser kızdı:

— Atlarsa atlasın be!… Bir deli eksik olur dünyadan!… diye düşündü.

Düşündü ama, basma bir iş çıkabilirdi. İtfaiye komutanı ihtiyara,

— Şimdi ne yapacağız? diye sordu, bu deli hiç aşağı inmez mi?

— İner.

— Nasıl?

— Bırakın da ben indireyim!

Herkes ihtiyarın deliyi nasıl aşağı indireceğini merak ediyordu. İhtiyar, damdaki deliye,

— İmparator hazretleri!… diye bağırdı, acaba altıncı kata çıkmak arzu buyurulur mu?

Deli gayet ciddi,

— Pekâlâ, dedi.

Dama açılan delikten içeri girdi. Merdivenleri indi. Altıncı kat penceresinden kalabalığa bakıyordu. İhtiyar,

— Haşmetpenah!… Beşinci kata çıkmak istemezler mi? diye sordu.

Deli,

— Çıkarım! dedi.

Herkes şaşkınlık içindeydi. Dördüncü kat penceresinden kalabalığı seyreden deliye ihtiyar,

— Saygı değer imparatorum, acaba üçüncü kata çıkmak arzu buyururlar mı? dedi.

Deli,

— Elbette! diye cevap verdi.

Deli üçüncü kat penceresindeydi. Artık damdaki gibi göbek atmıyor, oynamıyordu. Üzerine sahici bir kral ciddiliği gelmişti.

— Muhterem imparatorumuz, ikinci kata çıkmak istemezler mi?

— İsterim.

İkinci kata da inmişti

— Zâtı haşmetpenahîleri birinci kata çıkmak arzu ederler mi?

Deli sokağa gelmişti, kalabalığın arasındaydı. Doğruca ihtiyarın yanma gitti. Elini ihtiyarın omuzuna koydu,

— Ulan, dedi, senin de deli olduğun nasıl belli… Deli, delinin halinden anlar.

Sonra komisere,

— Haydi bakalım, şimdi beni bağla da tımarhaneye gönder, dedi. Deliye nasıl muamele edilir, öğrendin mi?

Deliyi götürürlerken, meraklı bir kalabalık ihtiyarın etrafını sardılar:

— Beybaba, nasıl yaptın bu işi yahu?

İhtiyar,

— Eeee… dedi, kolay değil, kırk sene politika içinde yuğrulduk.

Sonra bir göğüs geçirerek,

— Ah, ah!… dedi, şimdi bacaklarımda derman olsa,, ben de dama çıkardım, kimse de aşağı indiremezdi…

Şimdi sahiden kimdi bu hikayede ki deli biz miyiz yoksa tepemize çıkardığımız artık inmek bilmeyen şehvet koltuk sevdasıyla tutkulu olanlar mı? Düşünüp karar vermesi sizlere kalmış .. Hoşçakalın, bu arada da damdaki delilere dikkat edin..

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN