Gevrek olarak bilinen Ahi simidinin asırlık yolculuğu

KÜLTÜR 07.12.2025 - 12:27, Güncelleme: 07.12.2025 - 12:27
 

Gevrek olarak bilinen Ahi simidinin asırlık yolculuğu

Kırşehir’de halk arasında “gevrek” olarak bilinen Ahi simidinin hikâyesi, Moğol istilası döneminden günümüze uzanan yüzlerce yıllık bir kültür yolculuğunu gözler önüne seriyor. Ankara simidi olarak tanınan bu lezzetin gerçek kökeninin Kırşehir olduğu, taş fırınlarda sürdürülen gelenekle yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Kırşehir’de taş fırınlardan yükselen susam kokusu, yalnızca bir simidin değil, yüzyıllara yayılan bir geleneğin kokusu… Rivayetlere göre Moğol istilası sırasında Ahi Evran-ı Veli’nin şehit edilmesinin ardından Kırşehir’den Ankara’ya göç eden Ahiler, meslekleriyle birlikte simit üretimini de yeni yerleşimlerine taşıdı. Zamanla Ankara’da “Ankara simidi” olarak anılan bu ürünün asıl kökeninin Kırşehir olduğu, kentte ise yüzyıllardır “Ahi Simidi” ya da halk arasındaki adıyla “gevrek” olarak bilindiği ifade ediliyor. Bugün hâlâ Kırşehir Kalesi’nin eteklerinde yer alan taş fırınlarda, geçmişten günümüze ulaşan aynı yöntemlerle üretim sürdürülüyor. Ustadan çırağa aktarılan bu kadim meslek, sadece bir ticaret değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak yaşatılıyor. Katkısız Tarif, Taş Fırın Lezzeti Kırşehir gevreği olarak bilinen Ahi simidi; un, tuz, maya, pekmez ve susamdan hazırlanıyor. İçine yağ, süt veya yoğurt gibi herhangi bir katkı eklenmiyor. Yuvarlak şekil verilen hamur, keçiboynuzu pekmezine batırıldıktan sonra bol susamla kaplanıyor ve taş fırında pişiriliyor. Bu yöntem, Ahi simidine kendine özgü sert dış kabuğunu ve tok aromasını kazandırıyor. Pazar Sofralarının Değişmeyen Tadıdır Bugün Kırşehir’de Serkan Ata ve Veli Dağlı tarafından üretimi devam ettirilen Ahi simidi, özellikle hafta sonları yoğun ilgi görüyor. Vatandaşlar sabahın erken saatlerinde fırın önlerinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Tanesi 15 TL’den satışa sunulan gevrek, kentin en çok tercih edilen kahvaltılıkları arasında yer alıyor. Bir simit ve bir bardak çayla 25-30 TL’ye yapılan mütevazı kahvaltı, özellikle dar gelirli vatandaşlar için önemli bir alternatif oluşturuyor. Bu yönüyle Ahi simidi, geçmişte olduğu gibi bugün de “zor zamanların yiyeceği” olma özelliğini sürdürüyor. Bir Lezzetten Fazlası: Yaşayan Bir Miras Kırşehir’de “gevrek” denildiğinde akla gelen Ahi simidi, yalnızca bir fırın ürünü değil; Ahilik kültürünün üretim, paylaşım ve dayanışma anlayışının da günümüze uzanan somut bir yansıması. Taş fırınlardan çıkan her gevrek, Kırşehir’in hem gastronomik hem de kültürel hafızasını taze tutmaya devam ediyor.
Kırşehir’de halk arasında “gevrek” olarak bilinen Ahi simidinin hikâyesi, Moğol istilası döneminden günümüze uzanan yüzlerce yıllık bir kültür yolculuğunu gözler önüne seriyor. Ankara simidi olarak tanınan bu lezzetin gerçek kökeninin Kırşehir olduğu, taş fırınlarda sürdürülen gelenekle yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Kırşehir’de taş fırınlardan yükselen susam kokusu, yalnızca bir simidin değil, yüzyıllara yayılan bir geleneğin kokusu… Rivayetlere göre Moğol istilası sırasında Ahi Evran-ı Veli’nin şehit edilmesinin ardından Kırşehir’den Ankara’ya göç eden Ahiler, meslekleriyle birlikte simit üretimini de yeni yerleşimlerine taşıdı. Zamanla Ankara’da “Ankara simidi” olarak anılan bu ürünün asıl kökeninin Kırşehir olduğu, kentte ise yüzyıllardır “Ahi Simidi” ya da halk arasındaki adıyla “gevrek” olarak bilindiği ifade ediliyor.

Bugün hâlâ Kırşehir Kalesi’nin eteklerinde yer alan taş fırınlarda, geçmişten günümüze ulaşan aynı yöntemlerle üretim sürdürülüyor. Ustadan çırağa aktarılan bu kadim meslek, sadece bir ticaret değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak yaşatılıyor.

Katkısız Tarif, Taş Fırın Lezzeti

Kırşehir gevreği olarak bilinen Ahi simidi; un, tuz, maya, pekmez ve susamdan hazırlanıyor. İçine yağ, süt veya yoğurt gibi herhangi bir katkı eklenmiyor. Yuvarlak şekil verilen hamur, keçiboynuzu pekmezine batırıldıktan sonra bol susamla kaplanıyor ve taş fırında pişiriliyor. Bu yöntem, Ahi simidine kendine özgü sert dış kabuğunu ve tok aromasını kazandırıyor.

Pazar Sofralarının Değişmeyen Tadıdır

Bugün Kırşehir’de Serkan Ata ve Veli Dağlı tarafından üretimi devam ettirilen Ahi simidi, özellikle hafta sonları yoğun ilgi görüyor. Vatandaşlar sabahın erken saatlerinde fırın önlerinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Tanesi 15 TL’den satışa sunulan gevrek, kentin en çok tercih edilen kahvaltılıkları arasında yer alıyor.

Bir simit ve bir bardak çayla 25-30 TL’ye yapılan mütevazı kahvaltı, özellikle dar gelirli vatandaşlar için önemli bir alternatif oluşturuyor. Bu yönüyle Ahi simidi, geçmişte olduğu gibi bugün de “zor zamanların yiyeceği” olma özelliğini sürdürüyor.

Bir Lezzetten Fazlası: Yaşayan Bir Miras

Kırşehir’de “gevrek” denildiğinde akla gelen Ahi simidi, yalnızca bir fırın ürünü değil; Ahilik kültürünün üretim, paylaşım ve dayanışma anlayışının da günümüze uzanan somut bir yansıması. Taş fırınlardan çıkan her gevrek, Kırşehir’in hem gastronomik hem de kültürel hafızasını taze tutmaya devam ediyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (4 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hasan
(07.12.2025 15:24 - #21509)
Bu simit fırını denetlenmeli aşırı derecede pis. Adam elinde ki susamla paraya ordan simit e geri değiyor. Özellikle üst katının denetlenmesini talep ediyorum. Göstermelik bone takmışlar gidin bakın her yer pis
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sıratı Müstakim
(07.12.2025 16:02 - #21510)
Ahilikte,emeksiz ve alın tersiz helal yemek ya da helal lokma olmaz.O dönemde,insanlar abdestsiz toprağa ayak basmazlar,nimete el sürmezlerdi. Hal böyle olunca,nimet helal olur ve her yere bereket yağardı.Bir kainatın şeriatı var,bir de dünyanın ve elbette kul da şeriattan müstesna tutulmaz. Şeriat deyince bazılarının tüyleri diken diken oluyor,haklılar da.Çünkü,bize şeriat diye anlatılan ve dayatılan, tarikat ve cemaatlerin nefs şeriatıdır. Oysa,gerçek olan Allah 'ın şeriatıdır. Peki,Allah'ın şeriatı nedir? Şeriat, görünen yani zahiri alemin yasalarıdır. Kainatın bir düzeni vardır ve patlamalarla devamlı büyür ve genişler. Dünya önce kendi etrafında,sonra da güneşin etrafında döner durur.Bundan günler, aylar, yıllar ve mevsimler oluşur.Dünyanın içinde,tabiat anamız vardır.Tabiat ana,yağmur ve kar olur yağar;yani toprağı besler;toprak bilimum bitkileri ve ağaçları besler.İnsana gelince,insan şeriat yasalarından gayrı mıdır? Elbette,hayır.İnsanoğlu zahirde Allah 'ın kainat ve tabiat yasalarına yani şeriatına uymakla görevlidir. İnsan eğer bu yasalara uymazsa, tabiatana gerekli cezayı keser.Yağmur yağmaz, kıtlık gelir;çünkü,toprağı ve havayı kirletmiştir insan.Her yeri beton yığınağı yapıp toprak zeminine taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklerseniz,depremler sıklaşır. İşte, kısaca anlattığım bu döngü, Allah 'ın şeriatıdır.Peki, insanın şeriatı nedir? Elbette,öncelikle bu yasalara uymaktır. Sonrasında ise,abdestsiz gezmemek ve bize bahşettikleri için Allah 'a hamd ve şükretmek adına namaz kılmaktır. Abdestsiz yere ayak basmamak gerekir.Çünkü,her yer ve her şey,Allah 'ın bize hediye ettiği nurundan yaratılmıştır.Öyleyse,biz nasıl abdestsiz ayağımızı yere basacağız?Allah 'tan utanmayacak mıyız? Abdest, bedenin Allah 'a şükrüdür. Kalpten, gönülden kılınan namaz ise,ruhun Allah 'a şükrüdür.Bizleri, "Eşrefi Mahluk/Şerefli Kul" olarak yaratan, kendi nurundan ruhumuzu üfleyen, Alemler'in Rabbi'ne minnet duymak, işte şeriatın hakikatı budur.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
böceklisimit
(08.12.2025 14:05 - #21519)
hijyen sıfır fırınlarda
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hamdi
(11.12.2025 22:57 - #21555)
Simit geleneği aslında İngiltere'den günümüze ulaşmıştır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.