Hem Yunus Dilini Kullan Hem de Yak Yık Öldür

24 Nisan 2019
Hem Yunus Dilini Kullan Hem de Yak Yık Öldür

Yarım asırdır Türkiye’de genç fidanlarımız şehit oldu diye toprağa gömüyoruz. 50 bin insanın ölmesi bu milleti hâlâ uyandırmadı. Artık toplumsal barış dili konuşun. Yavrularımız, torunlarımız ölmesin. Torunlarımız yetim, gelinlerimiz dul kalmasın. 
Bu kin nefret dilinden artık vazgeçin. Saygı, sevgi, barış ve kardeşlik diline, hoşgörülü olmaya, sabırla dinlemeye, anlamaya, öğrenmeye açık olalım. 
***
Yeryüzünde hiç kimse dört dörtlük yaratılmıyor. Her insanın artısı ve eksisi olduğu gibi dünyaya bakış açısı da farklı. Önemli olan sevgi de, saygı da örfte adette kutsallarda bir olalım. Renkliliği güzellikleri koruyalım. İnanç gereği insanın canını sadece Azrail’e  yaradan aldırıyorsa eğer,  bunu da bu ölümlü dünyada biliyorsak o zaman biz insan olarak hangi hak hukukla başkasının canına kıymaya linç etmeye kalkışıyoruz?
Hem Yunus dilini kullan hem de acımadan yak, yık, öldür. Bir de cennetten mekan iste. Hangi katili yeryüzünde hangi adalet hukuk ödüllendirilmiş de, ahirette Tanrı mı ödüllendirecek? Katil olmak, cana kıymak en büyük suç ve günah değil mi? 
***
İnsan olmanın, insan gibi yaşamanın erdemi ve güzelliği varken bu kin, bu nefret niye? Kim için ve ne için? Artık başımızı avucumuzun içine alıp derin derin bir düşünelim. Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Binlerce liseli üniversiteli gencimiz, öğretmen, doktor, avukat, mühendis; sağcı solcu diye sokak ortasında kurşunlandı. Haksız yere öldürüldü. Kimine komünist, kimine faşist dediler.. O gencecik verimlilik çağlarında bir bir kara toprağa gömdüler. Ağıtlar yakıldı, şiirler yazıldı. Melankolik bir toplum yaratıldı. Vatan sağ olsun! Devrimciler ölmez! Şehitler ölmez…! Ne yazık ki hepsi “öldü ve toprağa gömüldü”. Gencecik yaşta bir bir kara toprak oldular,  göçüp gittiler. Hiç biri geri gelmedi.. Gelmeyecekler de!
***
Ülkeyi kurtaran Ulu Önder Atatürk de o kadar devrimler yaptı, savaştı ve 57 yaşında ebediyete vardı. O da gelmiyor. Sadece ülkenin kurtuluş savaşı veren Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Önder olarak anıyoruz. Ama onun gibi zeki, çalışkan ve üretken olamıyoruz. 
***
99. yılını kutladığımız 23 Nisan 1920’de ilan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramı dünyada tek ve ilktir. TBMM’nin açıldığı gündür.  Efendiler, beyler bayanlar, ağabeylerim ablalarım, analar çocuklarımıza sahip çıkalım. Onlardan iyi insan, iyi kişilik sahibi üreten beyin gücü olmalarını sağlayalım. Hep göz yaşı döken, ağlayan sızlayan kaderci insan değil, yarınlara umutlu mutlu gözle bakan bir ulus olmanın sevincini öğretip yaşayalım.
***
Türkiye’den sonra savaştan çıkan uluslar bugün medeni çağdaş huzurlu bir ortamda yaşayarak üretimin kaymağını yiyor. Türkler bir acı soğana muhtaç olmuş ithal patates soğanı bekliyor. Her şey devletten beklenmez biraz da; ağlamak yerine gülmeyi, ağaç dikip meyve bahçesi yapıp, emek verip sebze, gül, çiçek yetiştirip, bal yemesini deneyelim!
***
En çok sevdiğim ve hep yetim büyüyen babasız çocuk gibi kutladığım, ama bir gün olsun çocuk olarak da dik durup boyun eğmeden dışıma vurmadığım, sevincim, heyecanım, gizli kalan hüzünlü bayramım: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

YORUMLAR
Anahtar Kelime:
YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • Noktasına, virgülüne kadar onayladığım içinde bulunduğumuz duruma nereden nasıl kimler tarafından getirildiğimizi özetleyen tarihi gerçekler. Ellerine sağlık hemşehrim. 💐👍💐
    24 Nisan 2019 15:17

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN