Kırşehir Seçim Otobüsü

28 Eylül 2018
Kırşehir Seçim Otobüsü

Tüm yolcular hazır olduğuna göre lütfen herkes emniyet kemerlerini bağlasın hayatınızın en renkli en çekişmeli en dramatik ve en hüzünlü seçimi için marşa basıyoruz.

Ya Allah bismillah…

Gerçekten bazen yerel seçimler iyi ki 5 yılda bir yapılıyor diyorum. Düşünsenize bu kadar çok ihtiras, çekişme, iki yüzlü insanlar, menfaat çatışmaları, kirli çamaşır görmekten gözlerim kanıyor. Sabah en popüler aday kimse ona biata giden, öğleden sonra ya falancanın şansı daha yüksek hissine kapılmasıyla nerede olduğunu unutan, akşam ise çay ocağında duydukları ile kimi desteklediğini unutan yüzlerce insan.

Ya Hu eminsiniz değil mi bu şehir evliyalar enbiyalar şehriydi ? Hani Ahi Evran-i Veli, Yunus Emre, ilim irfan adamı fezayı okumuş ezberlemiş Cacabey bu topraklarda yaşadı değil mi?

Şehrin her yani gıybet kazanı olmuş. Hâd bulup yüze söylemek ne gezer…Dur kardeşim yanlış yoldasın kibrin seni devirecek diye söyleyemeyenleri mi ararsın, karşıdan gelen aday olacağını açıklayan garibimin yüzüne “Ya ne iyi ettin helal olsun bu şehre senin gibi ADAMLAR lazım” deyip sırtını sıvazladıktan sonra daha kalkıp iki adım atmadan hem de sırıta sırıta “utanmadan aday olmuş buna kim gaz veriyor” demeler. Falan kaç senedir vekilmiş filan seçim kaybetmiş filan falan olmazmış.

Partiler saha da yeni yüz arıyormuş. Yepyeni isimler ile meydana çıkacaklarmış. Peki şehirde yıpranmamış yüz var mı ?

Biz neyi kaybettik biliyor musunuz ; doğruluğu dürüstlüğü , insanın arkasından konuşulmaması gerektiğini, mertliğin canı pahasına Hak yolunda harcandığını, haksızlığın karşısında susanın dilsiz şeytan olduğunu unuttuk.

Önce buna neden olanlar kimler, vatandaş neden siyasetçi gibi davranmaya basladı? Bunun üzerinde durmak lazım.

Vatandaş bildiğimiz siyasilere taş çıkarıyor, yolda kimi görse kuytuda kimle dertleşse ”abi göğnüm senden yana senden iyi kimse burayı yönetemez, sen olmadan asla” diyenlerin peşine sensiz olamam” şarkıları çığırıyorlar , hemde hiç hak yemiyorlar hepsine armağan ediyorlar sıradaki parçayı.

Peki neden? Niye böyle çok yüzlü olduk?

Bir toplumu bastırırsan ya isyan çıkar ya toplum canından bezer. Bizde isyan çıkmıyor canından bezen vatandaş herkese mavi boncuk dağıtıyor sonrada o boncukları seçim döneminde siyasilere aratıyor.

Şimdi, Belediye Başkanının yaptığı hataları görse de eleştirmiyor, ”Ya hu başkanım trafik sorunu var sen bisikletle uğraşıyorsun” diye uyarmıyor.

Peki söylese ne olurdu?

Belediyede çalışan oğlu bir anda terminale belki orada çöp hizmetlerine ya da hayvan barınağında soluğu alabilme ihtimali var diye korkuyor.

Vermeyecektiniz sarı öküzü!!Bilmeyenler lütfen sarı öküz hikayesini okusun.

Bir de konuşmayanların aldığı mükafat var. ”Aferin sen akıllı vatandaş oldun hiç de sesin çıkmadı, duydum ki çay ocağında beni de savunmuşsun helal olsun sana al buda madalyan.”

Bir de madalyonun diğer yüzü var. Şu an kimse bakmıyor diğer tarafa, ama pasaklı ev hanımlarının evi gibi halının altı dolu. Nereye kadar gizleyebilirsiniz ki göz taa Ankara’dan görüyor. Siz ne kadar çocuk oynarken kırmış tarzında cevaplar verseniz de üç maymun artık görüyor, duyuyor ve de konuşuyor.

Bir mühendis bilmem kaç tane inşaat teknikeri gözlerinin önünü göremiyor. Neden? resme odaklandılar, zaten bir çok iş sırf poz verme sevdası nedeniyle aynı halde.

Zannedersem külliyenin açılışından  bu yana ikinci ahilik kutlamaları geçti . Külliye için milyonlarca lira kasaya hibe girdi. Peki nerede bu külliyenin ikinci etabı, niye bitmiyor, kim takip ediyor? Ben size bir şey söyleyeyim mi o araba oraya da çarpmış olabilir.

Kimse sormuyor bizim belediyenin kaç para borcu var, bu kadar hibe para geldi ne oldu, bu başkanın 40 proje vaadi vardı kaçı bitti, belediyenin hangi gelirleri ipotekli diye?

Sahi bizim belediye encümenleri vardı değil mi ? Hani şu diğer partili olanların, hani şu diğer oy sahiplerinin hakkını savunmak ile mükellef inşallah sağlıkları sıhhatleri yerindedir. Yeni gelecek başkan dediğimde bende keramet  aramayın  keramet  yok sadece görünen köye kılavuz istemiyorum. Yeni zati şahanelerini büyük sürprizler bekliyor. Hemde ne sürprizler.

Sürpriz yumurta gibi mübarek, sürpriz ambalaji soyup çikolatayı yedikten sonra çıkacak. Hani şeffaf belediyecilik hani hesap verebilme? Hani hesap sorabilme? Bizim büyük encümenlerimizde lütfen seçim döneminde ellerinde metre ile dolaşsınlar. Birde bu kadar sıkıntı içerisinde vatandaşa metre aratmasınlar.

Hadi bir de şöyle düşünelim :
Bir şirketim var ve devredeceğim, ilk neyi sorarsınız ;  ne kadar SGK, Maliye kısaca piyasaya kaç para borcu var diye değil mi? Sonra gelirlerine bakarsınız eh artılar eksiler iyiyse uygun fiyata anlaşırsak alırsınız.

Peki belediyeyi almak isteyen aday adaylarına gelelim, kaçı bu analizi yapabiliyor, ya da kaçı bu durumu sorgulayarak aday olacak.

Ne olur şu ülkede siyaset artık yapması gerekenleri yapsın. Bir belediye başkanı ortalama iline ilçesine göre seçim dönemi harcayacağı para değişiyor. Peki bu harcadıkları paraları seni beni düşündüğü için mi harcıyor ? Cevabı evet olanlar mail yoluyla ulaşsınlar IBAN numaramı vereceğim sebebini sormadan karşılık beklemeden para yollayın.

Hiç anlayamamışımdır zaten ata sözlerini bana kimse bal tutan parmağını yalar demesin. O parmak da hesabını verecek HAK DİVANINA VARINCA.

Bu yazının başında otobüse kimler bindi, kimler indi tarzında magazinsel yazı bekleyenlerin ellerinin boş kaldığı yere geldik.

Ey evliyalar enbiyalar şehrinin benliğini kaybetmeye başlamış aciz kulları , ey garibanlar garibanı Neşet Ertaş’ın dertli yoldaşları…

Kimi seçersiniz  nasıl seçersiniz bilmem ama  seçtiğiniz Şehr’ül Emin yolları nasıl genişletecek, bu borç yükünü nasıl taşıyacak, trafik sorununu nasıl halledecek, asfaltlanmayan tozlu yolları nasıl bitirecek, kaldırım taşları ile abdest almaya çalışan mahallelere nasıl su götürecek ve en önemlisi yola çıkarken bizden olup sonra sizden olmayacak adayı nasıl bulacaksınız işte en önemli ve temel sorun bu.

İşin zor sevgili hemşerim ve otobüsün anahtarı sende otobüsü de satamazsın. Meşhur atasözü ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. Allah şimdiden yardımcımız olsun.

Güzel bir hikaye ile bitirelim.

Baba ile oğlu uyuyormuş. Yan odadan gelen tıkırtılar üzerine, baba, oğluna, ‘git bak bakalım’ demiş…
Oğlu gitmiş. Ses seda çıkmayınca baba seslenmiş;
-Oğlum ne oldu?
-Baba bir hırsız tuttum.
-Tut kolundan getir.
-Gelmiyor.
-Bırak gitsin.
-Gitmiyor.
-Sen gel oğlum.
-Gelemiyorum.
-Niye gelemiyorsun?
-Ben onu bırakıyorum o beni bırakmıyor.

“Umut ALLAH’ DAN Ümit kulundan beklenir. Rabbim umutsuz ve ümitsiz bırakmasın”

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN