Tahtsız Bedevi

28 Ekim 2018
Tahtsız Bedevi

Sevgili okurlarım

Sizlerden özür diliyorum, en son “TAHT KAVGALARI” filmini anlatıyordum malumunuz misafir geldi fırsatım olmadı. Neyse film izlemeye devam edeyim dedim. İyide film abur cubur olmadan izlenmiyor,  yönetmende “ABUR CUBUR YEMEMİZİ” istediği için filme bol bol reklam yerleştirmiş.

Neyse çıkayım biraz alışveriş yapayım sonra da filme devam ederim dedim. Arabama bindim TERME caddesine doğru yöneldim, bir de baktım ki TERME caddesinin Ankara caddesine giden tarafı kapalı. Normal alıştım zaten, BELEDİYE sürpriz yapmaya bayılıyordu, gidiyorsunuz önünüze bir anda dubalar çıkıyor ve yol kapalı bir anda SÜPRİZzz!!

Belediyede haklı adı üzerinde “SÜPRİZ”. Şu sebepten yol kapanacak, bu sebepten kazı yapılacak, falan filan sebepten yarın şu yollarımız kapalı olacak diye yola TABELA koysa, BİLDİRİM yapılsa o her şeyi paylaşım yaptıkları sosyal medyalarından “SÜPRİZ” bozulacak. Olmaz tabi haklılar, zaten hep onlar haklılar!!!

Gene de laf söylemeyeyim Terme caddesinin güzelliklerini seyreyleyemeden arka caddelere düştü yolum, arka caddelerde arabamda bir sarsıntı başladı. Herhalde lastik patladı sandım, indim lastiklerim sağlam yollardı patlayan. Aman Yarabbi ön caddeler ANKARA arka caddeler SİLOPİ yolu gibiydi. Yine kalbimi kötüye yormayayım herhalde ASFALT BİTTİĞİ için arka caddelere atmamışlardı!! Diye düşündüm.  Hava karardığı için önümü de zor görüyordum ki korktuğum başıma geldi. Büyük bir ses ve abramın tekeri yolun ortasında açılan dev kraterin içerisinde kalmış ve yarılmıştı. Yine kimsenin günahını almadım kabahat arabamın lastiklerinde diyerekten aracımı kenara çektim. Alış verişimi yaptım bir de baktım ki komşunun oğlu “VELESPİTİNE” binmiyor elinde gezdiriyordu.

Çağırdım yanıma niye binmiyorsun dedim?

SAİD abı bisiklet yolunda sürdürmüyorlar bende eve bırakmaya gidiyorum’ diyince hiç sesimi çıkarmadım zaten elimde doluydu, gel evlat ben bırakayım dedim. Ama aklımda karışmıştı neden bindirmiyorlardı?

Gene kendi kendime konuşmaya başlamıştım ya Allah hayırlısını versin. Ankara caddesine doğru çıktım ohh mis gibi bisiklete biniyor, çocukluk yıllarıma dönüyordum. Allah razı olsun yapandan yaptırandan, GETİRENDEN GÖTÜRENDEN…

Akşam olduğu için malum mesai bitimi herkes dışarıda, işler yolunda ekonomi düzeliyor diye düşünmeye başlamıştım ki iri yapılı bir abinin gök gürültüsü sesiyle kendime geldim. Abim kaldırımdan niye gidiyorsun diyince, içimden kısık sesle “AMA BİSİKLET YOLU” diye hadsizce bir söz çıktı. Sen misin söyleyen aman YARABBİ ne laflar ne laflar hiç birini size buradan yazamıyorum ama cevaben haklısın abii dedim ve yoluma devam etmeye karar verdim.

Tabi Başkanım tedbir almış bilbordlara bisiklet yolundan yürümeyin diye yazmış ama vatandaş sanki inatlaşır gibi bisiklet yolundan yürüyordu. Ben santim santim ilerlemeye çalışırken yavaş yavaşta sinirlenmeye başlıyordum. Bu sefer başkanımın mektubu’ da yoktu ki yiyip sakinleşeyim. Derken yerden biraz yüksek bir akranım önümü kesti. Başladı bağırmaya tabi benim tekerim akranıma deymiş. İyi de benim suçum yoktu ki akranım bisiklet yolundan gidiyordu. Bu sefer akranım dişime göreydi ve başladım anlatmaya. Bak dedim burası bisiklet yolu şurası kaldırım burası araba yolu. Arabalar aşağıdan bisikletler buradan sizde en kenardan gideceksiniz. Akranım laftan anlamıyor bu kadar geniş kaldırım var istediğim yerden giderim ahanda şu koca yere avcar ekerim diyordu.  Başkanım haklıydı bu vatandaş daha bisiklet yolu neresi yaya yolu neresi avcar nereye ekilir bilmiyordu. Ne yapacaktım durmak yok yola devam edeyim dedim. Ama ne mümkün insanlar akın akın geliyor bende ne yapacağımı şaşırıyordum. İteleme kakalama derken bir anda kendimi yerde bulmuştum, Ayağımda bir ağrı belim başım her yerim ağrıyordu. Birde baktım ki bisiklet yoluna kadar taşmış araba tamponuna çarpmışım, arabanın sahibine sinkaflı kelimeler ile konuşunca arabanın sahibi de “ŞEHİRDE OTOPARK MI VAR” diye bağırmaya başladı. Aklıma hemen “ŞEHİR İÇİ OTOBÜS TERMİNALİ” nin altına otopark yapılacak az sabredin dedim ama sinirli akranım “O İNŞAAT DURDU ÇİVİ ÇAKAN YOK” diyerek beni eline iyi bir aldı. Zor bela kalktım amma ayağımda, kafamda ağrılar, arayacak kimsede yok başkanımın otobüsüne bineyim hastaneye gideyim dedim. “BAŞKANIMIN OTOBÜSLERİ” çünkü hepsi  “BH” plakalıydı. Neyse ilk gelen durakta bisikleti attım ve otobüse bindim.

Bir yandan kıvranıyor bir taraftan da para çıkarmaya çalışıyordum ki söför akranım 3.00 tl dedi, iyi de hani 2,25 ti diye tartışmaya başladım, kart alırsan 2,25 diyince acının inadıyla indim otobüsten. Niye fazla verecektim ki. Neyse bayiden kartımı aldım ve başladım otobüs beklemeye. Ayağım ağrıyor ayakta duramıyordum, ama oturacak yerde bulamıyordum. Başkanım otobüsleri getirmiş amma durakları daha yapamamıştı. Günahını almayayım dedim nasıl olsa yapar ne acelesi var önümüz kış sanki yapsa soğukta durak’ damı oturacaktık gene ayakta bekleyeceğiz diye kendi kendimi teskin etmeye devam ediyordum. Zaman su gibi akıp geçiyor ama hastane otobüsü gelmiyordu. Derken acının verdiği dermansızlıkla yere oturdum, bir an kendimden geçmiş ve hafif uyuklamışım.

Bir uyandım ki ardımda kuyruk olmuş herkes bekliyor, ardımdakilere hastane otobüsü gitti mi diye sordum yok sen uyuduğundan beri gelmedi dediler. Ohh nasıl sevindim otobüsü kaçırmadığıma ama iyide niye daha gelmemişti ki? Sıradakilere sormaya başladım otobüsler kaç dakikada bir geliyor diye kimsenin HİÇ BİR ŞEYDEN HABERİ YOKTU. Her ağızdan tek cevap yükseliyordu “KAFASINA GÖRE”  iyi de öyle olmaz ki dedim, demez olaydım neredeyse linç edilecektim. Derken otobüs geldi çok şükür ki başkanımın 5 yıldır yaptığı “TEK İCRAAT” yüzünden linç edilmekten kurtuldum, tabi haklılardı başkanımın ikinci döneminde yaptığı “TEK İCRAAT” de kötülemek tek kelimeyle “NANKÖRLÜK”  olurdu.

Tabi otobüsümüz çok güzel ferah konforluydu ve bu biraz acımı dindirmişti. İyide yoğun trafikde otobüs adım adım ilerliyor mesafe alamıyorduk. Aman dedim sesini çıkarma ayağınla birlikte kafanı’ da kırarlar. Derken anladım yol uzun sürecek biraz yol akranlarımla sohbet edeyim. Otobüs’ de yaşlı amcalar vardı dikkatimi çekti, amca nereye gidiyorsunuz böyle musiki korosu gibi dedim. Amcam da naif bir ses tonuyla oğlum otobüsler boş gidiyor ALLAH razı olsun başkanımızdan bize bu seyirlik otobüsleri verdi bizde boş gidip gelmesin diye sabahtan akşama kadar akranlarımızla memleketi geziyoruz dediler. Yok, ben bu seçim otobüsünde kafayı yiyecektim.

Artık saatler süren yolculuk bitmiş hastaneye gelmiştim, doktor bey sağ olsun hiç bekletmeden röntgene yolladı. Gittim hemen baktım genç bir çocuk var tecrübesizdir herhalde diye uyarayım dedim. Evladım benim bacağım biraz kalındır istersen geniş çek iki kez gidip gelmeyim dedim demez olaydım. Ukala çocuk; bey amca sen hiç merak etme biz bu röntgen cihazları ile “ATLARIN AYAKLARINI” bile çekiyoruz demesin. Artık anladım ki bu memleketten taşınma zamanı geliyordu.

En sonunda ayağım alçıya alınmıştı. Dönüş içinde akranımı hastaneye girmeden aradım ki yola çıksın da erkenden ancak yetişir malum büyükşehir trafiği ancak gelir diye. Hastaneden çıkıp direk evin yolunu tuttuk. Artık yanıma bir sürü abur cubur da almış, ünlü yönetmen “HARRY LION”  un o meşhur “TAHT KAVGALARI”  filmini izlemeye devam edebilecektim. Zaten akranlarım yıllardır hep benzer filmler izler bende özenirdim.  Yinede sağlıcakla kalın ben izler izlemez size “FİLMİ” anlatacağım hiç merak etmeyin.

“UMUT ALLAH’ TAN ÜMİD KULUNDAN BEKLENİR RABBİM UMUTSUZ VE ÜMİTSİZ BIRAKMASIN”

YORUMLAR
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN