Kırşehir’in 72 yıllık kırgınlığı: İade-i itibar sözü verildi, unutuldu

GÜNDEM 14.04.2026 - 12:32, Güncelleme: 14.04.2026 - 12:33
 

Kırşehir’in 72 yıllık kırgınlığı: İade-i itibar sözü verildi, unutuldu

1954’te siyasi gerekçelerle ilçe yapılan Kırşehir için Meclis kürsüsünde verilen “iade-i itibar” desteğinin üzerinden neredeyse 10 yıl geçti. Ancak ne sembolik bir adım atıldı ne de yatırım eksikliğinin telafisi sağlandı.

Türkiye’de bazı şehirler vardır; sadece coğrafi bir sınırdan, nüfus rakamından ya da idari bir tanımdan ibaret değildir. Onlar aynı zamanda bir hafızadır, bir duruştur, bir tarihsel tanıklıktır. Kırşehir işte tam da böyle bir şehirdir. Ama ne yazık ki bu şehir, yıllardır yalnızca geçmişte uğradığı bir siyasi haksızlığın değil, o haksızlığın bugüne kadar uzanan sonuçlarının da yükünü taşımaktadır. Kırşehir, Türk demokrasi tarihinin en dikkat çekici şehirlerinden biridir. Çünkü bu şehir, siyasi tercihi nedeniyle cezalandırılmış bir memleketin adıdır. 1954 yılında sırf iktidarın istediği sonucu vermedi diye il statüsünün elinden alınması, sadece bir idari karar değil, doğrudan doğruya siyasetin cezalandırıcı yüzünün tarihe geçmiş en ağır örneklerinden biridir. Bu olay, yıllar sonra dahi hukuk derslerinde okutulacak kadar ibretlik bir hadise olarak anılmıştır. Aslında meselenin vahameti yalnızca geçmişte yaşanan bu kararda değil, o kararın izlerinin hâlâ silinmemiş olmasındadır. 8 Aralık 2016’da TBMM Genel Kurulu’nda bu mesele yeniden gündeme geldiğinde, herkes bir kez daha Kırşehir’in tarihsel yarasını hatırlamıştı. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Demokrat Parti’nin Kırşehir’i istediği oyu alamadığı için ilçe yaptığını hatırlatması üzerine dönemin Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya da bu olayın tarihî bir vaka olduğunu açık açık kabul etmişti. Dahası, bu yanlışın zaman içinde bizzat yapanlar tarafından da pişmanlıkla anıldığını söylemişti. En dikkat çekici cümlesi ise şuydu: “Kırşehir o günden sonra gerçekten tarihte hak ettiği yerden uzaklaşmıştır. Bu anlamda bu yanlışı düzeltmek istiyorum.” Meclis sıralarında o gün verilen tepkiler de dikkat çekiciydi. Farklı partilerden milletvekilleri destek verdi, “çalışalım hep beraber” denildi, “biz de destekleriz” sözleri söylendi.Dönemin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Kırşehir için Meclis’e gelecek bir iade-i itibar teklifine destek vereceklerini ifade etti. Yani ortada sadece bir serzeniş değil, siyasi mutabakata dönüşebilecek bir irade de vardı. Peki sonra ne oldu? Hiçbir şey. Aradan neredeyse on yıl geçti. Ne Kırşehir’e yönelik anlamlı bir iade-i itibar düzenlemesi yapıldı ne de geçmişten bugüne taşınan mağduriyetleri telafi edecek ciddi bir kalkınma hamlesi ortaya kondu. Söz verildi, destek mesajları verildi, kürsülerde iyi niyetli cümleler kuruldu ama Kırşehir yine beklemeye bırakıldı. İşte asıl sorun tam da burada başlıyor. Çünkü Kırşehir’in meselesi artık sadece “geçmişte ilçe yapıldı” cümlesiyle açıklanabilecek tarihî bir kırgınlık değildir. Mesele, bu şehrin o günden sonra uzun vadeli kamu yatırımları, ulaşım projeleri, bölgesel kalkınma planları ve devlet öncelikleri bakımından da çoğu zaman geri planda bırakılmış olmasıdır. Bugün çevre illere bakıldığında bu tablo çok daha net görülmektedir. Kırşehir, adeta merkezde durduğu hâlde çevresinden dolaşılarak geçilen bir şehir gibi muamele görmektedir. Bunun en somut örneklerinden biri hızlı tren meselesidir. Türkiye’nin dört bir yanında ulaşım yatırımları büyürken, hatlar illeri birbirine bağlarken, Kırşehir’in etrafında adeta görünmez bir çember çizilmiş gibi davranılması tesadüf değildir diye düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Oysa Kırşehir, coğrafi konumu bakımından ulaşım ağlarının merkezinde değerlendirilmesi gereken bir il. İç Anadolu’nun tam ortasında bulunan, Ankara’ya, Kayseri’ye, Yozgat’a, Nevşehir’e ve Aksaray’a yakınlığıyla stratejik bir geçiş noktası olan bir kentin böylesine önemli projelerin dışında bırakılması yalnızca teknik gerekçelerle açıklanamaz. Bu, aynı zamanda bir vizyon eksikliği meselesidir. Daha açık söyleyelim: Kırşehir’e uzun zamandır hak ettiği gözle bakılmıyor. Oysa bu şehir sıradan bir Anadolu kenti değildir. Ahiliğin merkezidir. Ahi Evran’ın şehridir. Cacabey’in, Aşıkpaşa’nın, Neşet Ertaş’ın izini taşır. Tarihî ve kültürel derinliğiyle, Anadolu irfanının en güçlü damarlarından birini temsil eder. Böyle bir şehir, yatırım planlarında kenarda tutulacak bir yer değil; tam tersine kültür, ulaşım, eğitim ve bölgesel gelişme projelerinde merkeze alınması gereken bir değer olmalıdır. Bugün Kırşehir’in ihtiyacı olan şey, kuru bir teselli değildir. Bu şehrin “haklısınız” cümlesinden daha fazlasına ihtiyacı var. İade-i itibar, sadece sözle olmaz. Gerçek iade-i itibar; yatırımla olur, ulaşımla olur, kalkınmayla olur, merkezi planlamada hak ettiği yeri vermekle olur. Yıllar önce yapılan tarihî hatayı kabul etmek elbette önemlidir ama asıl önemli olan, o hatanın sonuçlarını ortadan kaldıracak iradeyi gösterebilmektir. Çünkü bir şehrin itibarı, sadece geçmişte ona yapılan haksızlığı kabul ederek değil, bugün ona nasıl davrandığınızla ölçülür. Kırşehir demokrasi gazisidir. Bu şehir, siyasi tavrı nedeniyle bedel ödemiştir. Ama görünen o ki o bedelin etkileri hâlâ tam anlamıyla sona ermemiştir. Bugün hâlâ çevresindeki illere yapılan yatırımlara bakıp “Biz neden yokuz?” sorusunu soruyorsa, orada çözülmemiş bir mesele var demektir. Bizim görevimiz de bunu unutturmamaktır. Evet, bu hatırlatma bazılarına uzun gelebilir. Ama asıl sorun, bu konunun hâlâ hatırlatılmak zorunda kalınmasıdır. Çünkü unutulan her haksızlık, zamanla normalleşir. Kırşehir’e yapılanın normalleşmesine ise kimsenin hakkı yoktur. Kırşehir’in beklediği şey lütuf değil, adalettir. Ayrıcalık değil, hakkıdır. Ve artık bu hakkın teslim edilmesi gerekir. Ömer Duran
1954’te siyasi gerekçelerle ilçe yapılan Kırşehir için Meclis kürsüsünde verilen “iade-i itibar” desteğinin üzerinden neredeyse 10 yıl geçti. Ancak ne sembolik bir adım atıldı ne de yatırım eksikliğinin telafisi sağlandı.

Türkiye’de bazı şehirler vardır; sadece coğrafi bir sınırdan, nüfus rakamından ya da idari bir tanımdan ibaret değildir. Onlar aynı zamanda bir hafızadır, bir duruştur, bir tarihsel tanıklıktır. Kırşehir işte tam da böyle bir şehirdir. Ama ne yazık ki bu şehir, yıllardır yalnızca geçmişte uğradığı bir siyasi haksızlığın değil, o haksızlığın bugüne kadar uzanan sonuçlarının da yükünü taşımaktadır.

Kırşehir, Türk demokrasi tarihinin en dikkat çekici şehirlerinden biridir. Çünkü bu şehir, siyasi tercihi nedeniyle cezalandırılmış bir memleketin adıdır. 1954 yılında sırf iktidarın istediği sonucu vermedi diye il statüsünün elinden alınması, sadece bir idari karar değil, doğrudan doğruya siyasetin cezalandırıcı yüzünün tarihe geçmiş en ağır örneklerinden biridir. Bu olay, yıllar sonra dahi hukuk derslerinde okutulacak kadar ibretlik bir hadise olarak anılmıştır.

Aslında meselenin vahameti yalnızca geçmişte yaşanan bu kararda değil, o kararın izlerinin hâlâ silinmemiş olmasındadır.

8 Aralık 2016’da TBMM Genel Kurulu’nda bu mesele yeniden gündeme geldiğinde, herkes bir kez daha Kırşehir’in tarihsel yarasını hatırlamıştı. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Demokrat Parti’nin Kırşehir’i istediği oyu alamadığı için ilçe yaptığını hatırlatması üzerine dönemin Kırşehir Milletvekili Salih Çetinkaya da bu olayın tarihî bir vaka olduğunu açık açık kabul etmişti. Dahası, bu yanlışın zaman içinde bizzat yapanlar tarafından da pişmanlıkla anıldığını söylemişti. En dikkat çekici cümlesi ise şuydu: “ Kırşehir o günden sonra gerçekten tarihte hak ettiği yerden uzaklaşmıştır. Bu anlamda bu yanlışı düzeltmek istiyorum.”

Meclis sıralarında o gün verilen tepkiler de dikkat çekiciydi. Farklı partilerden milletvekilleri destek verdi, “çalışalım hep beraber” denildi, “biz de destekleriz” sözleri söylendi.Dönemin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Kırşehir için Meclis’e gelecek bir iade-i itibar teklifine destek vereceklerini ifade etti. Yani ortada sadece bir serzeniş değil, siyasi mutabakata dönüşebilecek bir irade de vardı.

Peki sonra ne oldu?

Hiçbir şey.

Aradan neredeyse on yıl geçti. Ne Kırşehir’e yönelik anlamlı bir iade-i itibar düzenlemesi yapıldı ne de geçmişten bugüne taşınan mağduriyetleri telafi edecek ciddi bir kalkınma hamlesi ortaya kondu. Söz verildi, destek mesajları verildi, kürsülerde iyi niyetli cümleler kuruldu ama Kırşehir yine beklemeye bırakıldı.

İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü Kırşehir’in meselesi artık sadece “geçmişte ilçe yapıldı” cümlesiyle açıklanabilecek tarihî bir kırgınlık değildir. Mesele, bu şehrin o günden sonra uzun vadeli kamu yatırımları, ulaşım projeleri, bölgesel kalkınma planları ve devlet öncelikleri bakımından da çoğu zaman geri planda bırakılmış olmasıdır. Bugün çevre illere bakıldığında bu tablo çok daha net görülmektedir. Kırşehir, adeta merkezde durduğu hâlde çevresinden dolaşılarak geçilen bir şehir gibi muamele görmektedir.

Bunun en somut örneklerinden biri hızlı tren meselesidir.

Türkiye’nin dört bir yanında ulaşım yatırımları büyürken, hatlar illeri birbirine bağlarken, Kırşehir’in etrafında adeta görünmez bir çember çizilmiş gibi davranılması tesadüf değildir diye düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Oysa Kırşehir, coğrafi konumu bakımından ulaşım ağlarının merkezinde değerlendirilmesi gereken bir il. İç Anadolu’nun tam ortasında bulunan, Ankara’ya, Kayseri’ye, Yozgat’a, Nevşehir’e ve Aksaray’a yakınlığıyla stratejik bir geçiş noktası olan bir kentin böylesine önemli projelerin dışında bırakılması yalnızca teknik gerekçelerle açıklanamaz. Bu, aynı zamanda bir vizyon eksikliği meselesidir.

Daha açık söyleyelim: Kırşehir’e uzun zamandır hak ettiği gözle bakılmıyor.

Oysa bu şehir sıradan bir Anadolu kenti değildir. Ahiliğin merkezidir. Ahi Evran’ın şehridir. Cacabey’in, Aşıkpaşa’nın, Neşet Ertaş’ın izini taşır. Tarihî ve kültürel derinliğiyle, Anadolu irfanının en güçlü damarlarından birini temsil eder. Böyle bir şehir, yatırım planlarında kenarda tutulacak bir yer değil; tam tersine kültür, ulaşım, eğitim ve bölgesel gelişme projelerinde merkeze alınması gereken bir değer olmalıdır.

Bugün Kırşehir’in ihtiyacı olan şey, kuru bir teselli değildir. Bu şehrin “haklısınız” cümlesinden daha fazlasına ihtiyacı var. İade-i itibar, sadece sözle olmaz. Gerçek iade-i itibar; yatırımla olur, ulaşımla olur, kalkınmayla olur, merkezi planlamada hak ettiği yeri vermekle olur. Yıllar önce yapılan tarihî hatayı kabul etmek elbette önemlidir ama asıl önemli olan, o hatanın sonuçlarını ortadan kaldıracak iradeyi gösterebilmektir.

Çünkü bir şehrin itibarı, sadece geçmişte ona yapılan haksızlığı kabul ederek değil, bugün ona nasıl davrandığınızla ölçülür.

Kırşehir demokrasi gazisidir. Bu şehir, siyasi tavrı nedeniyle bedel ödemiştir. Ama görünen o ki o bedelin etkileri hâlâ tam anlamıyla sona ermemiştir. Bugün hâlâ çevresindeki illere yapılan yatırımlara bakıp “Biz neden yokuz?” sorusunu soruyorsa, orada çözülmemiş bir mesele var demektir.

Bizim görevimiz de bunu unutturmamaktır.

Evet, bu hatırlatma bazılarına uzun gelebilir. Ama asıl sorun, bu konunun hâlâ hatırlatılmak zorunda kalınmasıdır. Çünkü unutulan her haksızlık, zamanla normalleşir. Kırşehir’e yapılanın normalleşmesine ise kimsenin hakkı yoktur.

Kırşehir’in beklediği şey lütuf değil, adalettir. Ayrıcalık değil, hakkıdır. Ve artık bu hakkın teslim edilmesi gerekir.

Ömer Duran

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (4 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mandıra Feylezofu
(14.04.2026 13:35 - #23442)
Ne iadeyi itibarı birader. İlk fırsatta, sırf belediye ve bir vekil Chp 'ye geçti diye, şehrimizi yine ilçe yaparlar.
Bu arada hızlı tren Bilemiyorum, insallallh ilcelerimiz belki yeniden şehrimize katilir.... iadeyi itibarden kast edilen bu mu acaba?????
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İlk secim de her partiden yeni aday görmek isterim. Bizi anlatacak, bunun için de dinleyecek, herkese eşit mesafede de
(14.04.2026 14:12 - #23445)
Ben ülkemin her yeri rehaf için de olsun isterim. İnsanlarının hepsinin yüzü gülsün isterim. Yanibasimiza getirin hizlisini karasini treni, getirin havaalanini, KIRSEHIRIMIZE!!!!!!! NEDEN BIZE HIZLI TREN GELMIYOR, NEDEN HAVAALANIMIZ YOK..... BIZ DE SEHIR7Z. BIZ DE ISTIYORUZ. BIZ HAK ETMIYOR MUYUZ? öğrencilerimiz perişan, her sabahın köründe de ben otobüs ile Ankaradayım okumaya gittim, en basitinden. Hiç değil se bizim çocuklarımız hızlı tren ile gitsin. Bizim de garimiz olsun, adı ASIK PASA.. O kadar gurbetcimiz var, özlemle geliyorlar, ne var uçak olsa da gidip alsak sevdiklerimizi AHI HAAVALANINDAN....isim de ilk aklıma gelen değerli ecdadımız oldu. SN VALIMIZ inşallah bizim sesimizi yetkililere duyuracak. Ben val8mize canı gönülden inanıyorum. Valimiz başka güzel...bir de SN belediye başkanımız, ondan da TRANVAY istiyorum. Lütfen. Şehrimiz, sirinligi ile dışarıdan gelen herkesi büyüleyen şehrimiz.....gerseyi hak ediyor. Burası AHI EVRANI VELU, HACI BEKTASI VELI, ASIK PAŞANIN sehri.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sahipsiz
(15.04.2026 10:40 - #23455)
Seçtiğimiz insanlar sadece kendi geleceklerini düşünüyorlar. Hangi seçilen kendinden , partiden önce Kırşehir'in sorunlarını düşündü. Seçenler sadece kendinin makamımı yükselteyim, oğlumu kızımı işe koyayım derdinde... kimse Kırşehir'e sahip çıkayım demiyor, böylece Sahipsizliğimiz devam ediyor..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Veysel
(15.04.2026 21:19 - #23461)
Ömer Bey, çok önemli bir konuya parmak basmışsınız. Çok teşekkür ediyorum. Kırşehir yetim mi desem, öksüz mü desem, sahipsiz mi desem, kadersiz mi desem olanları bir türlü kabullenemiyorum. Hapishane, okul yıkık yeniden yapmak yatırım değil bununla nasıl öğünürüz. Mühim olanı istihdam yaratacak gelişmeye yönelik kalkınma hamlesi yaratacak yerler yapmaktır. Trenin tek uğramadığı il Kırşehir olacak. İleride yarışma programlarında herhalde yarışma sorusu olarak karşımıza çıkar. Nedendir bilinmez bütün siyasi yetkililer Kırşehir'e şaşı bskıyorlar. Mitinglerde söz verenler seçim bitince unutuyorlar galiba ya da bizimle dalga geçiyorlar. İnşallah Kırşehir'in varlığında haberleri olur
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kirsehirhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.