Kırşehirli akademisyen tarihi eser skandalını ortaya çıkardı
Kırşehirli akademisyen tarihi eser skandalını ortaya çıkardı
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Seçkin Anık, tarihi eser olarak değerlendirilen objenin aslında 2019 yılında bir dizi için hazırlanan dekor olduğunu açıkladı. Akademi ve kültür dünyasında yankı uyandıran olay yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Seçkin Anık, tarihi eser olarak değerlendirilen objenin aslında 2019 yılında bir dizi için hazırlanan dekor olduğunu açıkladı. Akademi ve kültür dünyasında yankı uyandıran olay yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Bir dizi dekorunun “tarihi eser” sanılarak tescillenmesi ve bu iddia üzerine akademik makale yayımlanması, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Türkiye genelinde dikkat çeken bu sıra dışı tartışmanın odağında ise Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Seçkin Anık yer aldı. Anık’ın yayımladığı reddiye yazısı, tarihi eser sanılan objenin gerçekte bir televizyon dizisi için hazırlanan dekor olduğunu ortaya koydu.
Olayın geçmişi 2019 yılına uzanıyor
Tartışmanın temelini oluşturan olayın başlangıcı 2019 yılına dayanıyor. TRT’de yayınlanan Tozkoparan İskender dizisinin çekimleri için, normalde taş ya da mermerden yapılması gereken bir menzil taşı, çekim kolaylığı sağlamak amacıyla ahşaptan üretildi. Çekimlerin tamamlanmasının ardından açık alanda unutulan bu dekor, daha sonra bir vatandaş tarafından bulunarak yetkililere bildirildi.
Akademik makale ile “tarihi eser” iddiası gündeme geldi
Buluntunun ardından Kafkas Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şen ile Kültür ve İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nda görevli uzman sanat tarihçisi Sude Saki, 2025 yılında Karadeniz Araştırmaları Dergisinde yayımladıkları makalede dikkat çeken bir iddiada bulundu.
İkili, İstanbul Tuzla ilçesi Merkez Mahallesi’nde bulunan söz konusu objenin, Türk okçuluğunun en tanınmış kemankeşlerinden Tozkoparan İskender’e ait bilinen ilk ve tek menzil taşı olabileceğini öne sürdü. Makalede, eserin ahşaptan yapılmış olmasının sıra dışı bir özellik taşıdığı belirtilirken, toprağa gömülü olmadan taş ve tuğlalarla desteklenerek ayakta tutulduğu bilgisine de yer verildi.

Koruma kurulunda tescillendiği ileri sürüldü
Aynı çalışmada, söz konusu objenin İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 26 Şubat 2025 tarihli toplantısında tarihi eser olarak tescillendiği aktarıldı. Ayrıca eserin müzeye taşındığı ve koruma ile konservasyon sürecine ilişkin çalışmaların başlatıldığı ifade edildi.
Bu gelişmeler, objenin yalnızca akademik çevrelerde değil, kültürel miras alanında da önemli bir keşif olarak değerlendirilmesine neden oldu.
Kırşehirli akademisyenin reddiyesi tartışmanın seyrini değiştirdi
Ancak tüm bu değerlendirmeler, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Seçkin Anık’ın aynı dergide bu ay yayımladığı reddiye yazısıyla farklı bir boyut kazandı. Anık, tarihi eser olarak sunulan nesnenin aslında Tozkoparan İskender dizisinin sanat ekibi tarafından 2019 yılında hazırlanan bir dekor olduğunu açıkladı.
Anık’ın açıklamalarına göre, söz konusu dekorun üretim sürecinde kendisi de yer aldı. Daha da çarpıcı olan ise dekorun üzerinde bulunan Osmanlıca şiir ve kitabelerin de bizzat kendisi tarafından yazıldığını duyurması oldu. Böylece tarihi eser olduğu ileri sürülen objenin, aslında televizyon yapımı için hazırlanmış kurgu bir unsur olduğu öne sürüldü.
“Menzil taşları mermerden yapılır” vurgusu
Şükrü Seçkin Anık, reddiye yazısında yalnızca objenin gerçek mahiyetini açıklamakla kalmadı, önceki değerlendirmelere yönelik güçlü eleştiriler de yöneltti. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan menzil taşlarının istisnasız biçimde mermerden üretildiğini vurgulayan Anık, adı “taş” olan bir unsurun ahşaptan yapılmış olabileceğine inanılmasının ciddi bir tartışma konusu olduğunu ifade etti.
Ayrıca 16. yüzyıldan günümüze kadar yazıları okunabilecek kadar sağlam kalmış ahşap bir malzemenin varlığının tarihsel ve teknik açıdan son derece problemli olduğunu belirterek, yapılan değerlendirmelerin bilimsel açıdan yeniden sorgulanması gerektiğini ortaya koydu.

Bilimsel denetim ve tescil süreçleri tartışma yarattı
Yaşanan gelişmeler, yalnızca bir dizi dekorunun tarihi eser sanılmasıyla sınırlı kalmadı. Olay; akademik yayın süreçlerindeki denetim mekanizmaları, uzman incelemelerinin yeterliliği ve kültürel varlıkların tescil süreçlerinin nasıl işletildiği yönünde de ciddi soru işaretleri doğurdu.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu olay, kültürel miras alanında yapılacak her değerlendirmenin çok yönlü uzmanlık, saha doğrulaması ve titiz bilimsel inceleme gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gözler şimdi sürecin nasıl işleyeceğine çevrildi
Kırşehirli akademisyen Şükrü Seçkin Anık’ın ortaya koyduğu bilgiler, ülke gündeminde ses getiren bu tartışmanın merkezine oturdu. Bundan sonraki süreçte, söz konusu objeye ilişkin tescil ve koruma kararlarının yeniden değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ise merak konusu oldu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.