Cengiz Holding'in kent merkezi dibindeki dev maden sahası
Cengiz Holding'in kent merkezi dibindeki dev maden sahası
Akçakent ormanlarında 3 bin 405 hektarlık maden sahası bulunan Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır’ın, Kırşehir merkezine yakın yaklaşık 1.958 hektarlık bir sahaya daha sahip olduğu belirtiliyor. Bölgenin su kaynakları ve hayvancılık alanlarına yakınlığı dikkat çekiyor.
Akçakent ormanlarında 3 bin 405 hektarlık maden sahası bulunan Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır’ın, Kırşehir merkezine yakın yaklaşık 1.958 hektarlık bir sahaya daha sahip olduğu belirtiliyor. Bölgenin su kaynakları ve hayvancılık alanlarına yakınlığı dikkat çekiyor.
Kırşehir’de son yıllarda giderek büyüyen maden baskısı, bu kez Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır’a ait ruhsat sahaları üzerinden yeniden gündeme geldi. Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır’ın, Kırşehir’in Akçakent ormanlarının ardından kent merkezine yakın bir noktada da geniş bir maden sahasına sahip olduğu belirtiliyor.

Edinilen bilgilere göre, Cengiz Holding’e ait Eti Bakır’ın Akçakent bölgesinde yaklaşık 3 bin 405 hektarlık maden sahası bulunuyor. Kırşehir’in en önemli yeşil varlıklarından biri olarak görülen Akçakent meşe ormanları, uzun süredir kent kamuoyunda “Kırşehir’in ciğerleri” olarak tanımlanıyor. Orman varlığı bakımından sınırlı imkânlara sahip olan Kırşehir’de bu bölgenin maden sahalarıyla anılması, çevre hassasiyeti taşıyan yurttaşların ve bölge halkının tepkisine neden oluyor.
Şirketin dikkat çeken bir diğer ruhsat sahasının ise Kırşehir kent merkezine yakın bir noktada bulunduğu ifade ediliyor. Yaklaşık 1.958 hektarlık, yani 20 bin dönüme yaklaşan bu alanın Özbağ Beldesi ile Boztepe ilçe merkezi arasında, Horozun Gediği olarak bilinen bölge çevresinde yer aldığı belirtiliyor.

Söz konusu alanla ilgili henüz kamuoyuna yansımış bir ÇED süreci bulunmazken, bölgede altın madenciliğine yönelik bir hazırlık yapılabileceği değerlendiriliyor. Bu ihtimal, yalnızca maden faaliyetinin kendisi nedeniyle değil; sahanın konumu, su kaynakları, tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından taşıdığı riskler nedeniyle de endişe yaratıyor.
Kentin Suyu İçin Kritik Bölge
Maden sahasının bulunduğu bölgenin, Kırşehir kent merkezi ve Özbağ’ın su kaynakları açısından kritik bir noktada yer aldığı ifade ediliyor. Bölge, yeraltı su varlığı ve doğal kaynaklar bakımından önem taşırken, olası bir maden faaliyeti durumunda su rejiminin, içme-kullanma suyu kaynaklarının ve çevredeki ekolojik dengenin nasıl etkileneceği şimdiden tartışma konusu oldu.
Kırşehir’de son dönemde Boztepe, Çimeli, Körpınar, Çuğun ve Özbağ hattında altın madenciliği projelerine yönelik tepkiler yükselirken, aynı havza üzerinde yeni ruhsat sahalarının gündeme gelmesi, “ Kırşehir maden kuşatması altında mı?” sorusunu bir kez daha beraberinde getirdi.

Hayvancılık Alanlarının Yanı Başında
Horozun Gediği çevresindeki saha yalnızca su kaynaklarıyla değil, bölgede sürdürülen hayvancılık faaliyetleriyle de dikkat çekiyor. Boztepe Mandıralar Bölgesi’nin maden sahasına yakın konumda bulunması, olası madencilik faaliyetlerinin mera alanları, hayvancılık işletmeleri ve kırsal üretim üzerindeki etkilerine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Bölge halkı açısından bu alan yalnızca bir arazi parçası değil; geçim kaynağı, üretim alanı ve su varlığının beslendiği doğal bir koridor olarak görülüyor. Bu nedenle ruhsat sahasının büyüklüğü ve konumu, çevresel kaygıların yanında ekonomik ve toplumsal sonuçları bakımından da önem taşıyor.
Cengiz Holding’in Madencilik Geçmişi Tepki Çekiyor
Cengiz Holding ve bağlı şirketi Eti Bakır, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürüttüğü madencilik projeleri nedeniyle daha önce de çevre örgütleri, meslek odaları ve bölge halkının tepkileriyle gündeme gelmişti. Eskişehir Alpagut-Atalan’da planlanan altın-gümüş madeni projesi, ağaç kesimi, siyanürlü üretim ve tarımsal alanlara etkileri nedeniyle kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olmuştu.
Çanakkale Halilağa Bakır Madeni’nde ise yargı süreci dikkat çekmiş; Cengiz Holding’e ait projeye ilişkin işletme izninin iptal edilmesi, çevre mücadelesi açısından önemli bir karar olarak değerlendirilmişti. Artvin Cerattepe’deki madencilik süreci de yıllarca Türkiye’nin en bilinen çevre direnişlerinden biri olarak gündemde kalmıştı.
Bu tablo, Kırşehir’deki ruhsat sahalarına yönelik kaygıları daha da artırıyor. Çünkü Kırşehir kamuoyu açısından mesele yalnızca bir şirketin ruhsat sahibi olması değil; su kaynakları, ormanlık alanlar, meralar ve tarımsal üretim alanlarının madencilik baskısı altında kalması olarak görülüyor.
Kırşehir İçin Yeni Bir Eşik
Kırşehir’de Koç Holding ve Fernas ortaklığıyla gündeme gelen altın madeni projesinin ardından, Cengiz Holding’e ait sahaların da aynı çevrede bulunması, kentin geleceği açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Cengiz Holding’e ait sahanın, Koç Holding bağlantılı altın madeni sahasına komşu konumda olduğu belirtilirken, bu durum bölgede madencilik faaliyetlerinin parça parça değil, havza bütünlüğü içinde ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Uzmanlar ve çevre duyarlılığı taşıyan yurttaşlar, Kırşehir’de madencilik ruhsatlarının yalnızca parsel veya şirket bazında değil; su havzaları, tarım alanları, meralar, orman varlığı ve yerleşim yerleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kırşehir’in içme suyu kaynaklarının, Akçakent ormanlarının, Özbağ ve Boztepe hattındaki üretim alanlarının korunması gerektiğini belirten vatandaşlar, olası bir ÇED süreci başlatılması halinde tüm kurumların, meslek odalarının, yerel yönetimlerin ve bölge halkının sürece etkin şekilde dahil edilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Kırşehir’de maden sahalarıyla ilgili tartışma artık yalnızca “yer altındaki rezerv” meselesi olmaktan çıkmış durumda. Kent kamuoyu için asıl soru şu: Kırşehir’in suyu, ormanı, merası ve geleceği hangi ekonomik hesabın konusu yapılacak?
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.