Kırşehir'in en büyük kaybı nüfus değil, gençleri
Bir şehir sadece nüfusunu değil, yetişmiş insanını da koruyabildiği ölçüde büyür. Kırşehir'in geleceği, gençlerin neden gittiğini değil, neden kalabileceklerini konuşmaktan geçiyor.
Her şehir yatırım ister.
Her şehir büyümek ister.
Ama bütün bunlardan önce şehirlerin ihtiyacı olan tek bir şey vardır:
İnsanını kaybetmemek.
Bugün Kırşehir'in önündeki en büyük meselelerden biri de tam olarak budur.
Çünkü mesele sadece nüfusun artması ya da azalması değildir. Mesele; bu şehrin yetişmiş insanını ne kadar koruyabildiği ve yeni insan kaynağını ne kadar kazanabildiğidir.
Yıllardır Kırşehir'de gazetecilik yapıyorum.
Yatırımları da yazdım.
Eksikleri de...
Başarıları da...
Eleştirileri de...
Ancak bugün geldiğimiz noktada, üzerinde en fazla düşünmemiz gereken konunun gençler olduğuna inanıyorum.
Üstelik bu meseleyi tek yönlü ele almak da doğru değil.
Kırşehir'in geleceğini konuşuyorsak, birbirini tamamlayan iki ayrı insan kaynağından söz etmek zorundayız.
İlki...
Ahi Evran Üniversitesi sayesinde Türkiye'nin farklı şehirlerinden Kırşehir'e gelen binlerce genç.
Bu gençler birkaç yıl boyunca bu şehirde yaşıyor.
Bu sokaklarda yürüyor.
Esnafla tanışıyor.
Şehrin kültürünü tanıyor.
Peki mezun olduklarında burada kalmaları için onlara nasıl bir gelecek sunuyoruz?
İkincisi ise...
Kırşehir'de doğup büyüyen, lise eğitiminden sonra Ankara'ya, Kayseri'ye, Eskişehir'e, Konya'ya ve Türkiye'nin farklı şehirlerine üniversite okumaya giden kendi gençlerimiz.
Onlar mezun olduklarında neden memleketlerine dönmüyor?
Belki de asıl üzerinde durmamız gereken soru budur.
Çünkü güçlü şehirler sadece yeni insan kazanan şehirler değildir.
Kendi yetiştirdiği insanı da yeniden memleketine döndürebilen şehirlerdir.
Aslında bu iki mesele birbirinden bağımsız değil.
Tam tersine, aynı vizyonun iki farklı sonucudur.
Eğer Kırşehir; nitelikli istihdam üretebilen, girişimciliği destekleyen, sosyal yaşamı güçlendiren ve gençlere kendilerini geliştirebilecekleri bir şehir sunabilirse...
Sadece dışarıdan gelen üniversite öğrencileri burada kalmayı düşünmez.
Aynı zamanda il dışında eğitim gören Kırşehirli gençler de mezuniyet sonrası memleketlerine dönmeyi ciddi bir seçenek olarak görmeye başlar.
İşte gerçek kalkınma tam da burada başlar.
Çünkü mesele yalnızca iş bulmak değildir.
Gençler artık bir şehirde yaşam kalitesine de bakıyor.
Kültür ve sanata...
Sosyal hayata...
Teknolojiye...
Üretim ortamına...
Özgür çalışma alanlarına...
Kendilerini geliştirebilecekleri ekosisteme...
Yani bir şehir artık sadece "iş veren" değil, aynı zamanda "gelecek vadeden" bir yer olmak zorunda.
Bu nedenle Kırşehir'in önüne yeni bir hedef koyması gerekiyor.
Gençleri burada tutmak...
Dışarıdaki gençleri geri kazanmak...
Ve eğitim için gelen gençlere de "Bu şehirde kalabilirim." dedirtebilmek.
Bu üç hedef birbirinden ayrı değildir.
Birlikte başarıldığında Kırşehir'in ekonomik yapısını, sosyal hayatını ve demografik geleceğini değiştirecek kadar güçlüdür.
Bunun için üniversite, yerel yönetimler, kamu kurumları, iş dünyası ve sivil toplum ortak bir gelecek vizyonunda buluşmalıdır.
Artık yalnızca bugünü yöneten değil, on yıl sonrasını planlayan bir şehir anlayışına ihtiyacımız var.
Kırşehir bunu başarabilecek bütün imkânlara sahip.
Eksik olan kaynak değil.
Eksik olan ortak hedef.
Ben bu şehirin buna inanması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü şehirler yollarıyla değil...
İnsanlarıyla büyür.
Ve bir şehir, kendi gençlerine "Burada da geleceğin var." diyebildiği gün gerçekten kalkınmaya başlar.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- Cesaretin Var mı Sayın Vekil ?
- Başka Çare Kalmadı
- Kulak Vermediğin Kırşehir Kamuoyu Seni Devre Dışı Bırakır
- Çin'in Şeytani Soykırım Planı
- Kırşehir'e Millet Bahçesi Gerekir mi ?
- ''Kırşehir'e Yeni Hastane'' Gerçeği
- Hata Kendilerinde Değil Kırşehirdeymiş !
- Devlet Fabrika Kurar mı ?
- AK Parti Üçlü Ayrımda
- Kırşehir'de AK Parti'nin Kaderini Belirleyecek Seçim