Bir şehrin hafızasına kazınan isim: Şekerci Salih
Kırşehir çarşısında yıllarca esnaflık yapan Şekerci Salih Özsavaş’ın hikayesi, sadece bir dükkânın değil, Ahilik ahlakıyla yoğrulmuş bir dönemin de hafızasını gün yüzüne çıkarıyor.
Bugün sizlere Kırşehir’in çarşısında uzun yıllar esnaflık yapıp hayata gözlerini yumarak ardında güzel izler bırakan bir isimden bahsetmek istiyorum. Zaman ne de çabuk geçiyor…
İnsan bazen durup geçmişi düşündüğünde, eski günler gözünün önünden bir film şeridi gibi geçiveriyor. Çarşı'nın o cıvıl cıvıl günleri, esnafın birbirine "Hayırlı işler" diye seslenişi, komşuluğun, dostluğun ve samimiyetin hüküm sürdüğü o güzel yıllar… İşte o günlerin unutulmaz simalarından, bu şehre derin izler bırakan biri vardı. Şekerci Salih Amca.
Bu hikaye aslında iki bölümde bir geçmişe sahiptir.
Oğlu Süleyman Özsavaş ile yapmış olduğum röportajı sizlere aktarıyorum. Buyurun okumaya devam edin…
Her şey, Şekerci Salih’in 1946 yılında Kayseri'den Kırşehir'e bir şekerci ustası olarak gelmesiyle başladı. Geldi ama öyle bir geldi ki, kısa zamanda bu şehrin insanıyla kaynaştı, herkesin sevdiği, saydığı birisi oldu. Artık o sadece dışarıdan gelen bir esnaf değil, Kırşehir'in öz evladıydı.
Kırşehirli Şekerci İbrahim ile ortak olup ilk dükkânlarını Çarşı Camii karşısında, bugünkü Medine Pazarı ve elektrikçilerin olduğu o eski işyerinde açtılar. Bu ortaklık iki yıl sürdü. Ardından, 1948 yılında şimdiki Türkiye Finans Katılım Bankası'nın bulunduğu yere taşındı ve orada helva, şeker, lokum imalatına tek başına devam etti.
Şekerci Salih Amca, yüzünden hiç eksilmeyen tebessümü, sakin duruşu ve son derece beyefendi kişiliğiyle gören herkesin gönlünde ayrı bir yer edinmişti. Daha dükkânın kapısından içeri girer girmez insanı güler yüzüyle karşılar, tatlı diliyle hâlini hatırını sorardı. Onun yanında insan kendini müşteri gibi değil, bir misafir gibi hissederdi.
İçeri girer girmez mis gibi akide şekeri kokusu sarardı etrafı; rengârenk şekerler, lokumlar, helvalar tezgahı süslerdi. Hele bayram önceleri dükkânın önünde oluşan kuyruklar, çocukların heyecanı, ailelerin telaşı dün gibi aklımda… Şekerci Salih Amca’nın uzattığı bir avuç bayram şekeriyle çocukların yüzünde açan mutluluğu görenler, o günleri hiç unutamaz. Ama onun sattığı sadece şeker değildi o, insanlara güler yüz ikram ederdi, tatlı söz ikram ederdi, güven ikram ederdi.
Terazisinde kul hakkı olmayan, ölçüsü şaşmaz, sözü eğrilmez gerçek bir Ahi esnafıydı. Cebinde parası eksik çıkan bir çocuğa ya da ihtiyaç sahibine "Canın sağ olsun evladım" der, kimseyi mahcup etmeden gönlünü alırdı. Günler, aylar derken Şekerci Salih 1982 yılında bu dünyadan göçüp gitti.
Şekerci Salih gitti ama geride dükkanı emanet ettiği çocukları vardı. Süleyman ve Eyüp Özsavaş kardeşler. Süleyman Özsavaş diyor ki; Ben ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelmiştim. 1949 doğumluyum. Kendimi bildim bileli, 1960'tan beri her okul tatilinde kendimi bu çarşının, bu dükkanın içinde buldum. İlk, orta, lise ve ardından 1971'de Ticari İlimler Akademisi'ni bitirene kadar her fırsatta babamın yanındaydım.
Çarşı içinde büyümenin, o terbiyeyi solumanın kazandırdıklarını her zaman Rabbimin büyük bir nimeti olarak gördüm. 1973 yılına kadar babam dükkanı tek başına omuzladı. 1974 yılında ben okullarımı ve askerlik görevimi tamamlayıp dönünce, 1973'te yenilenen o dükkanda kardeşim Eyüp Özsavaş ile birlikte ticaret hayatına resmen atıldık.
Böylece "Oğul Şekerci Salih" dönemi başlamış oldu.
Süleyman Özsavaş Sözlerine şöyle devam ediyor. Büyük çınarımız, babam. Mekânı cennet olsun… Ardında sadece bir dükkân değil; tertemiz bir isim, güzel hatıralar ve örnek bir esnaflık anlayışı bıraktı. O gittikten sonra da 74'ten beri sürekli dükkanda bulunmuş olmamın neticesinde, hem adımızın hem de mesleğimizin gereği olarak herkes beni de "Şekerci Salih" diye bildi, öyle tanıdı.
Bu isim benzerliğiyle ilgili hiç unutamadığım, yüzümde tebessüm bırakan bir anım vardır diyor. Bir gün dükkanı arayıp "Şekerci Salih'le görüşmek istiyorum" diyen bir tanıdığımıza biraderim telefonda "Şekerci Salih öldü" deyince adamcağız şoke olmuş.
"Yahu nasıl olur, az önce dükkanın önünde kendisiyle konuştum ya!" diye çıkışmış. Telefonda durumu hemen fark edip ahizeyi aldım; "O vefat eden Salih Bey babamdı, ardında kalan biziz, ömrün uzağı olsun" diyerek durumu toparlamıştım.
İşte o yıllardan itibaren mesleğimizi babamızdan aldığımız Ahilik ahlakıyla, dürüstlük ve samimiyetle yaşatmaya gayret ettik. Kırşehir halkına şekerci mesleğinin sadece bir ticaret değil, peygamber mesleği olduğunun bilinciyle ve o mukaddes mesuliyetle hizmet verdik. Kardeşimle birlikte tam 2006 yılına kadar, o eski yerimizde bu kutlu faaliyetimizi sürdürdük ve o yıl ticari hayatımızı noktaladık.
Şöyle geriye dönüp baktığımızda; 1974-2006 arası bilfiil geçen 32 yıl ve öncesindeki öğrencilik tatillerimle beraber tam 43 yıllık bir çarşı hayatım oldu. Allah’ıma binlerce hamd ve şükürler olsun ki, rızasına uygun geçmiş bir ömürle bu hizmeti tamamlamayı nasip etti.
Bugün o dükkânın yerinde bank, cam kapılar, bilgisayarlar ve hesap kitap işi var… Hayat değişti, şehir değişti. Ama o eski dükkândan yükselen akide şekeri kokusunu, babamın o pamuk gibi beyaz sakallarıyla tezgâhın arkasındaki güler yüzünü bilenlerin yüreğinde o günler hâlâ capcanlı duruyor.
Bugün oradan geçerken farkında olmadan adımlarını yavaşlatan, gözleri o eski dürüstlüğü, o tatlı esnaflığı arayan nice Kırşehirli var, biliyorum. Çünkü bazı insanlar sadece yaşadıkları döneme değil, bir şehrin hafızasına da silinmez izler bırakırlar.
Bu vesileyle, geçmişi yad edip Şekerci Salih adını unutmayan, ileride de hatırlanması gayesiyle bizden bu hatıraları talep eden Murat Uzun kardeşime can-ı gönülden teşekkür ederim. Bizleri sonsuz bir memnuniyete sevk etti, sağ olsun. Allah'ım ona sağlık ve sıhhat versin; bu manevi mesuliyet ve vefa duygusuyla sürdürdüğü güzel çalışmalarında muvaffakiyetler nasip etsin.
Babam Salih Özsavaş’ın ve bu şehre değer katan tüm geçmişlerimizin ruhu şad olsun. Kırşehir, bu topraklara katılan o güzel Ahilik ruhunu hiçbir zaman unutmayacak.
Meğer bizler, Kırşehir’in o meşhur akide şekeri kokulu dükkânının önünden geçerken, Şekerci Salih Amca’yı yıllar öncesinde kaybettiğimizi bilmeden büyümüşüz...
Bizim o tezgâhın arkasında gördüğümüz, güler yüzüyle içimizi ısıtan Süleyman abimiz, babasının mirasını öyle asil, öyle içten taşımış ki; biz onu hep Şekerci Salih’in kendisi bilmişiz, onun adıyla yaşatmışız hayatımızda.
Ne muazzam bir esnaflık, ne büyük bir mirastır ki bir evlat, babasının adını ve ahlakını şehrin hafızasına böylesine kusursuz kazıyabilmiş... Bizlere, çocukluğumuza ve bu şehrin bağrına bıraktığınız o güzel anılar için sonsuz teşekkürler Süleyman abi. Sizin gibi Ahiler sayesinde Kırşehir'in çarşısı her zaman en tatlı, en samimi hatıralarla anılmaya devam edecek.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Gereksiz Alınan Kaloriler Şeker Hastası Yapıyor
Görüntüle →