Zafer Çam: ''Kırşehir artık oy veren değil, hesap soran bir şehir''
Zafer Çam: ''Kırşehir artık oy veren değil, hesap soran bir şehir''
Kırşehir'in sorunlarına dair çok sayıda yazı kaleme İş İnsanı ve gazeteci Zafer Çam, bu kez de hızlı tren ile ilgili bir yazı kaleme aldı.İşte Zafer Çam'ın o yazısı...
Kırşehir'in sorunlarına dair çok sayıda yazı kaleme İş İnsanı ve gazeteci Zafer Çam, bu kez de hızlı tren ile ilgili bir yazı kaleme aldı.İşte Zafer Çam'ın o yazısı...
Değerli dostlar,
Kırşehir bizim şehrimiz. Bizler bu şehirde yaşıyoruz ve devlet yatırımlarını istemek de en doğal hakkımız.
Yazılarımda, Kırşehir gündemine ilişkin talepleri dile getiriyorum. Ahi şehrimizin acil ihtiyaçları arasında en başa koyduğum konu ise trendir.
Kırşehir yıllardır bekliyor.
Ama artık mesele sadece beklemek değil; mesele, aldatılmak.
Çünkü bu şehir bir kez değil, defalarca umutlandırıldı.
Her seçim döneminde Kırşehir’in önüne aynı dosya kondu: hızlı tren projesi. Haritalar çizildi, güzergâhlar anlatıldı, “çok yakında” denildi. Yetmedi; fotoğraflar verildi, açıklamalar yapıldı, tarihler telaffuz edildi.
Sonra ne oldu?
Hiçbir şey.
Bugün Yüksek Hızlı Tren hatları İstanbul’dan Ankara’ya, Kırıkkale’ye, Yerköy’e, oradan Yozgat ve Sivas’a uzanırken; Kayseri bu hatta kavuşmak için gün sayarken insanlar konforlu yolculuklarla saatler kazanıyor.
Türkiye’nin dört bir yanında dev projeler hayata geçiriliyor.
Peki Kırşehir?
Tam ortada durmasına rağmen sistemin dışında bırakılan şehir.
Seçilmişlerin yatırımsız bıraktığı şehir.
Üstelik bu bir “zorluk” meselesi de değil.
Kırşehir hattı, coğrafi olarak Türkiye’nin en kolay uygulanabilir güzergâhlarından biri. Ne aşılması gereken dev dağlar var, ne kilometrelerce tünel ihtiyacı, ne de maliyeti katlayacak büyük viyadükler…
Yani mesele imkânsızlık değil.
Mesele tercih.
Ve bu tercih, yıllardır Kırşehir’in aleyhine kullanılıyor.
Her seçim döneminde aynı senaryo tekrar ediyor: Sözler büyüyor, vaatler genişliyor, Kırşehir’e “müjde” veriliyor.
Seçim bitiyor; verilen sözler sessizce rafa kaldırılıyor.
Bu artık gecikme değil.
Bu, alışkanlık hâline gelmiş bir ihmal.
Kırşehir halkı saf değil.
Sabırlı olabilir ama unutkan değildir.
Bu şehir Ahi geleneğinden gelir. Bu şehirde söz, sadece bir vaat değil; aynı zamanda bir karakter meselesidir. Söz verip tutmamak, burada yalnızca siyasi bir eksiklik değil, aynı zamanda büyük bir güven kaybıdır.
Kimse yapılan yatırımlara karşı değil. Türkiye’nin neresine hizmet götürülürse götürülsün, bundan gurur duyarız. Ancak konu Kırşehir’e gelince verilen sözlerin buharlaşmasını da normalleştiremeyiz.
Bugün gelinen noktada sorulması gereken soru çok nettir:
Kırşehir neden sürekli erteleniyor?
Bir proje gerçekten yapılamıyorsa açıkça söylenmelidir. Ama yapılabilecek bir proje yıllarca sadece seçim malzemesi olarak kullanılıyorsa, burada iyi niyet aranamaz.
Artık kimse maket görmek istemiyor.
Kimse afişlerde tren resmi görmek istemiyor.
Bu şehir ray görmek istiyor.
Bu şehir artık tren görmek istiyor.
Bu şehir somut adım bekliyor.
Seçim yine yaklaşıyor.
Eli çantalılar gelecek. Yine meydanlar kurulacak, yine sözler verilecek.
Ama bu kez Kırşehir sadece dinlemeyecek.
Soracak.
“Ne yaptınız?” diyecek.
“Verdiğiniz sözün neresindesiniz?” diyecek.
Çünkü bu şehir kırıldı.
Ama kırıldığı yerden ders aldı.
Ve herkes şunu bilsin:
Kırşehir artık sadece oy veren bir kalabalık değil; hesap soran bir şehirdir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.