Taşında Bilim, Telinde Hüzün, Ruhunda Ahilik: Kırşehir
Cacabey Medresesi’nde gökyüzünü okuyan, Ahi Evran’la emeği ahlakla buluşturan, bozlaklarıyla insanın hüznünü dünyaya duyuran Kırşehir; tarih, kültür ve tabiatın iç içe geçtiği eşsiz mirasıyla yeniden keşfedilmeyi bekliyor.
Bir başka şehirde size “Kırşehir nasıl bir yer?” diye sorulduğunda ne söylüyorsunuz? “Küçük ve sakin bir Anadolu şehri” deyip geçiyor musunuz; yoksa toprağın altında, taşın üzerinde, sazın telinde ve insanın karakterinde biriken büyük hikâyeyi anlatabiliyor musunuz?
Kırşehir’in tanıtımı yalnızca kurumların hazırlayacağı filmlere, broşürlere ve festivallere bırakılamaz. Elbette kurumların önemli sorumlulukları vardır; ancak bir şehrin en etkili tanıtım yüzü, orada yaşayan ve gurbette onu temsil eden insanlardır. Bu nedenle önce şu soruya dürüstçe cevap vermeliyiz: Kırşehirliler, yaşadıkları şehri gerçekten ne kadar tanıyor?
Kırşehir’i anlatmaya Ahilikten başlanabilir; fakat Ahiliği yılda bir kez giyilen kaftana, yapılan yürüyüşlere ve birkaç öğüt cümlesine indirgemeden… Ahi Evran’ın Kırşehir’de kökleştirdiği anlayış; üretimi ahlakla, ustalığı eğitimle, kazancı adaletle buluşturuyordu. Usta-çırak ilişkisi, meslek disiplini, kalite denetimi, tüketicinin korunması ve toplumsal dayanışma, bugün gelişmiş ekonomilerin övündüğü pek çok ilkenin yüzyıllar önceki karşılığıydı. Ahilik yalnızca bir esnaf teşkilatı da değildi. Devlet otoritesinin zayıfladığı dönemlerde toplumsal düzen kuran, gerektiğinde şehirleri savunan örgütlü bir iradeydi. Kırşehir’in haksızlığa boyun eğmeyen karakterini geçmişten bugüne taşıyan damarlardan biri budur.
Ancak Kırşehir yalnızca Ahilikten ibaret değildir. Âşık Paşa, 1330 yılında tamamladığı Garibnâme ile Türkçeyi güçlü bir düşünce ve edebiyat dili olarak işledi. Gülşehrî, Mantıku’t-Tayr’ı Kırşehir’de kaleme aldı. Cacabey Medresesi ise 1272 yılında matematik, fen ve astronomi eğitiminin verildiği, gözleme ilişkin mimari unsurlarıyla dikkat çeken bir ilim merkezi olarak yükseldi. Bütün bunlar, XIII. ve XIV. yüzyıllarda Kırşehir’in sıradan bir yerleşim değil; ilmin, tasavvufun, edebiyatın ve teşkilatlanmanın çevresine ışık saçan merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Nitekim şehir bir dönem “Gülşehri” adıyla da anıldı. Tarihî kaynaklarda büyük imaretleri bulunan gelişmiş bir şehir olarak tarif edildi. Moğol-İlhanlı nüfuzu, beylikler arasındaki mücadeleler, yağmalar ve göçler zaman içinde Kırşehir’in nüfusunu ve fizikî yapısını değiştirdi. Buna rağmen şehrin mayası kaybolmadı. Kırşehir, farklı dönemlerde kendisine katılan toplulukları ortak bir kültür içinde yoğurmayı başardı. Bu nedenle Kırşehirlilik yalnızca bir doğum yeri bilgisi değil; dayanışmayı, ölçülülüğü, misafirperverliği ve haksızlık karşısında söz söylemeyi benimseyen güçlü bir aidiyettir.
Hacı Bektaş-ı Veli ile Yunus Emre’yi de Kırşehir’den ayrı düşünemeyiz. Hacı Bektaş-ı Veli, Kırşehir ve çevresinde şekillenen büyük irfan havzasının başlıca isimlerindendir. Hacıbektaş’ın 1954 yılına kadar Kırşehir’e bağlı bir ilçe olması da bu tarihî ve kültürel bütünlüğün açık göstergelerinden biridir. İdarî sınırların değişmesi, kültür coğrafyasını ortadan kaldırmaz. Ulupınar’da türbesi bulunan Yunus Emre de sevgi, kardeşlik ve gönül diliyle bu coğrafyanın manevi kimliğini tamamlamıştır. Kırşehir insanının hoşgörülü yaklaşımında Ahi Evran’ın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve Yunus Emre’nin bıraktığı mayanın izleri vardır.
Şehrin sesi de başlı başına bir mirastır. Abdallık ve bozlak geleneği; Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş ve Çekiç Ali gibi ustalarla insanın acısını, sevgisini, gurbetini ve vakur duruşunu dünyaya duyurdu. Kırşehir’in 2019 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na müzik alanında kabul edilmesi bir başlangıç değil, asırlık birikimin uluslararası tescilidir. Bir Kırşehirli bozlağı yalnızca dinlememeli; onun hangi hayatın, hangi yoksunluğun ve hangi hissiyatın sesi olduğunu da anlatabilmelidir.
Kırşehir’i yalnızca “bozkır” sözüyle tarif etmek de büyük bir eksikliktir. Hirfanlı Baraj Gölü’nün kıyıları, Seyfe Gölü’nün kuşları, Mucur’daki Obruk Gölü, Akçakent’in meşe ormanları, Kızılırmak, yer altı şehirleri ve termal kaynaklar aynı coğrafyada buluşur. Kaman Kalehöyük kazıları Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişini, Kurutlu’daki yaklaşık yedi milyon yıllık fosiller ise doğa tarihini aydınlatır. Kesikköprü ve Kızılırmak geçişleri, Kırşehir’in yüzyıllar boyunca yolların buluştuğu önemli bir kavşak olduğunu hatırlatır. Bereketli ovalarda sürdürülen tarım ve hayvancılık da bu büyük hikâyenin yaşayan üretim yüzüdür.
Ankara’dan Avrupa’ya uzanan geniş Kırşehirli varlığı aslında büyük bir tanıtım ağıdır. Gurbetteki her hemşehrimiz; anlattığı bir hatırayla, ikram ettiği bir yemekle veya dinlettiği bir türküyle şehrin algısını değiştirebilir. Bunun için ezberlenmiş övgülere değil, doğru bilgilere ve sahici hikâyelere ihtiyaç vardır.
Öyleyse her Kırşehirli kendisini gönüllü bir kültür elçisi olarak görmelidir. Misafirine yalnızca şehir merkezini değil; Cacabey’i, Ahi Evran’ı, Kalehöyük’ü, Seyfe’yi ve Hirfanlı’yı da göstermelidir. Bir bozlağın hikâyesini, bir tarihî yapının anlamını ve yerel bir yemeğin ardındaki emeği öğrenmelidir. Sosyal medyada yalnızca sorunlardan söz etmekle kalmamalı; doğru bilgi, nitelikli fotoğraf ve samimi bir dille şehrin değerlerini de görünür kılmalıdır.
Kırşehir’i tanıtmak, onu olduğundan büyük göstermek değildir. Zaten büyük olan hikâyesini küçültmeden, abartmadan ve eksiltmeden anlatabilmektir. Kırşehir’in yeni bir slogandan önce, kendi şehrini tanıyan ve onu doğru anlatabilen Kırşehirlilere ihtiyacı vardır. Çünkü bir şehrin gerçek tanıtımı, önce insanının cümlesinde başlar.

Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- Kırşehir’in Ekonomik Geleceği İçin 5 Kritik Başlık
- Altın Değil, Milli Servet Meselesi: Kırşehir İçin Kritik Sorular
- Kırşehir “Müzik Şehri” ile Yetinmemeli: Sırada Ahilik Olmalı
- Kırşehir’in Geleceği Toprakta: Tarımda Yeni Bir Yol Haritası Şart
- Kırşehir’de Sağlık İçin Yeni Bir Yol Haritası Şart
- Cesaretin Var mı Sayın Vekil ?
- Başka Çare Kalmadı
- Kulak Vermediğin Kırşehir Kamuoyu Seni Devre Dışı Bırakır
- Çin'in Şeytani Soykırım Planı
- Kırşehir'e Millet Bahçesi Gerekir mi ?
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Altın Değil, Milli Servet Meselesi: Kırşehir İçin Kritik Sorular
Son Makaleler
Taşında Bilim, Telinde Hüzün, Ruhunda Ahilik: Kırşehir