Konya ve Kayseri’nin Ahilik Planı Kırşehir’i Harekete Geçirmeli
Konya ve Kayseri’nin yüksek bütçeli Ahilik hamleleri, 14 Eylül’de başlayacak kutlamaları Kırşehir için sıradan bir etkinliğin ötesine taşıyor. Ahiliğin merkezi Kırşehir’in bu yıl meydanları doldurarak tarihî mirasına her zamankinden daha güçlü sahip çıkması gerekiyor.
14 Eylül’de başlayacak Ahilik Haftası, Kırşehir için takvimdeki sıradan bir etkinlik değildir. Bu hafta, şehrin tarihine, kimliğine ve geleceğine sahip çıkma sınavıdır. Çünkü Kırşehir, Ahi Evran’ın yalnızca türbesinin bulunduğu şehir değil; onun düşüncesinin olgunlaştığı, mücadelesinin güç kazandığı ve Ahiliğin toplumsal bir düzene dönüştüğü merkezdir. Bu nedenle kutlamalara katılmak, bir programa izleyici olmaktan çok daha derin bir anlam taşımaktadır.
Ahi Evran, Anadolu’nun farklı şehirlerinde bulunmuş; ancak ustalık dönemini Kırşehir’de yaşamış, teşkilatını burada kuvvetlendirmiş ve ebedî istirahatgâhına burada kavuşmuştur. Kırşehir de onun şahsında dürüst ticaretin, emeğin, dayanışmanın ve adaletin sembolü hâline gelmiştir. Ahi Evran Kırşehir’e güçlü bir kimlik kazandırırken, Kırşehir’in mücadeleci ruhu da Ahiliğe kalıcı bir yurt sunmuştur. Bu tarihî bağ, sonradan kurulmuş bir tanıtım söylemi değil, yüzyılların taşıdığı ortak hafızadır.
Üstelik bu topraklar yalnızca Ahi Evran’ın izlerini taşımaz. Hacı Bektaş-ı Veli’den Yunus Emre’ye, Şeyh Edebali’den Âşık Paşa’ya kadar Anadolu’nun manevi ve fikrî kuruluşunda etkili olan büyük isimlerin yolu bu kültür havzasından geçmiştir. Kırşehir; direncin, irfanın, üretimin ve kardeşliğin buluştuğu bir şehir olarak Türk devlet ve toplum geleneğinin şekillenmesinde müstesna bir yere sahiptir.
Bugün ise Ahilik mirası üzerinde giderek belirginleşen bir şehirler arası rekabet bulunmaktadır. Konya ve Kayseri’nin iş insanlarını bir araya getirerek yüksek bütçeli, görünürlüğü güçlü programlar hazırlama yönündeki hamleleri dikkatle izlenmelidir. Büyük sanatçıların konserleri, geniş tanıtım kampanyaları, ulusal yayınlar ve üst düzey katılımlar elbette önemlidir. Bu çabalar kültürel rekabet açısından anlaşılabilir; fakat Kırşehir’in kendi değerine alışkanlıkla yaklaşma lüksü artık yoktur.
Konya ve Kayseri ekonomik büyüklükleri sayesinde daha geniş imkânlara sahip olabilir. Ancak kültürel miras yalnızca bütçeyle sahiplenilmez; tarihi bağ, toplumsal katılım ve süreklilik de en az para kadar belirleyicidir. Kırşehir’in asıl gücü, Ahiliği bir sahne programından ibaret görmemesinde yatmalıdır. Bu miras; çarşıda, dükkânda, okulda, üniversitede, ailede ve gündelik hayatın her alanında yaşatıldığında gerçek karşılığını bulur.
Bu nedenle 14 Eylül’de başlayacak kutlamalarda esnafından öğrencisine, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar bütün şehir meydanlarda olmalıdır. Geçmiş yıllarda özellikle esnaf katılımının yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler ciddiye alınmalıdır. Kepenklerin arkasından seyredilen bir Ahilik Haftası, Kırşehir’in iddiasını güçlendirmez. Esnaf teşkilatları üyelerini harekete geçirmeli; gençler programlara dâhil edilmeli; hemşehrilerimiz etkinlikleri sosyal medyada görünür kılmalı ve şehir ortak bir ses vermelidir.
Sahiplenme yalnızca bir haftalık katılımla da sınırlı kalmamalıdır. Ahiliğin Kırşehir merkezli biçimde uluslararası düzeyde tanınması için bilimsel, hukuki ve diplomatik bir çalışma başlatılmalıdır. Valilik, belediye, üniversite, meslek kuruluşları ve sivil toplumun katılımıyla hazırlanacak güçlü bir dosya, Ahilik geleneğinin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne Kırşehir’le özdeşleşen tarihî bağları açıkça ortaya koyacak şekilde taşınmasını hedeflemelidir. Kutlama ile tescil, tanıtım ile araştırma, geçmiş ile gelecek aynı stratejinin parçaları olmalıdır.
Bu hedef için öncelikle kapsamlı bir envanter çıkarılmalı; arşiv belgeleri, sözlü tarih kayıtları, esnaf ritüelleri, şed kuşanma geleneği, ustalık ve çıraklık ilişkileri bilimsel yöntemlerle belgelenmelidir. Ardından ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katılacağı bir çalışma kurulu oluşturulmalı, Kırşehir’in Ahilikle kurduğu kesintisiz bağ somut verilerle anlatılmalıdır. Çocuklara ve gençlere yönelik eğitim programlarıyla miras yeni kuşaklara aktarılırken, yıl boyunca sürecek etkinliklerle şehrin iddiası yalnızca eylül ayına sıkıştırılmamalıdır. Kırşehir, böylece hem geçmişini koruyacak hem de geleceğe daha güçlü yürüyecektir.
Kırşehir’in önündeki mesele Konya’yı ya da Kayseri’yi dışlamak değildir. Mesele, kendi tarihî merkezlik iddiasını bilgiyle, katılımla ve kararlılıkla koruyabilmektir. Kültürel rekabette boşluk bırakan şehirlerin yerini, daha hazırlıklı ve daha görünür olanlar doldurur. Bugün ihmal edilen bir değer, yarın başka bir şehrin markası olarak karşımıza çıkabilir.
Ahilik Kırşehir’in hatırası değil, yaşayan kimliğidir. Bu yıl meydanları doldurmak, esnafıyla, genciyle, kurumlarıyla kutlamalara omuz vermek ve uluslararası tescil hedefini ortak bir iradeye dönüştürmek zorundayız. Çünkü Ahi Evran’a ev sahipliği yapmak yalnızca bir gurur değil, aynı zamanda ağır bir sorumluluktur. Şimdi Kırşehir için söz söyleme değil, hep birlikte sahip çıkma zamanıdır.


Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Osmanlı Dönemi Türk-Amerikan İlişkileri
Görüntüle →Son Yazıları
- Taşında Bilim, Telinde Hüzün, Ruhunda Ahilik: Kırşehir
- Kırşehir’in Ekonomik Geleceği İçin 5 Kritik Başlık
- Altın Değil, Milli Servet Meselesi: Kırşehir İçin Kritik Sorular
- Kırşehir “Müzik Şehri” ile Yetinmemeli: Sırada Ahilik Olmalı
- Kırşehir’in Geleceği Toprakta: Tarımda Yeni Bir Yol Haritası Şart
- Kırşehir’de Sağlık İçin Yeni Bir Yol Haritası Şart
- Cesaretin Var mı Sayın Vekil ?
- Başka Çare Kalmadı
- Kulak Vermediğin Kırşehir Kamuoyu Seni Devre Dışı Bırakır
- Çin'in Şeytani Soykırım Planı
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Altın Değil, Milli Servet Meselesi: Kırşehir İçin Kritik Sorular
Son Makaleler
Konya ve Kayseri’nin Ahilik Planı Kırşehir’i Harekete Geçirmeli