Eleştiriyi Hakaretle Karşılayan Ahiliği Temsil Edebilir mi?
Ahiliği temsil etmek, esnafı dinlemeyi ve eleştiriye saygı duymayı gerektirir. Kırşehir’de kutlamaların içeriği kadar, temsil anlayışı da tartışmaya açılıyor.
Kırşehir’de Ahilik Haftası üzerine yapılacak değerlendirmelerin merkezinde esnafın yeri bulunmalıdır. Kutlamaların kapsamı kadar, esnafın hazırlık sürecine katılımı ve beklentilerinin programa nasıl yansıdığı da önemlidir. Esnafın bayramının başarısı, düzenlenen etkinliklerin sayısıyla birlikte, esnafın bu etkinlikleri ne ölçüde sahiplendiği üzerinden değerlendirilmelidir.
Bu tartışmada Mustafa Karagüllü’nün emeğini hatırlamak gerekir. Karagüllü, Anadolu Ajansına verdiği röportajda, 1952’de Kırşehir Esnaf ve Kefalet Kooperatifinin kurucu üyeleri arasında yer almasıyla başlayan mücadelesini konferanslar, seminerler ve farklı ülkelerdeki toplantılarla sürdürdüğünü anlatmıştı. İleri yaşında dahi kendi imkânlarıyla tanıtım yayınları hazırlatıp dağıtıyordu.
1960’lı yıllardan itibaren biriktirdiği kitaplarla yaklaşık 10 bin eserlik kütüphane oluşturması, Ahi Çarşısı’ndaki bürosunu öğrencilere ve araştırmacılara açması, bu emeğin somut örneklerindendir. Bugün onun hatırasını yaşatmanın karşılığı, bıraktığı birikime yeni çalışmalar ekleyebilmektir. Devralınan miras büyütülüyor mu, yoksa geçmişte kazanılan itibarın kredisi mi tüketiliyor?
Bu sorunun cevabı, hazırlık anlayışında aranmalıdır. Ahilik Haftası hazırlıkları, kutlamalardan bir hafta, bir ay veya birkaç ay önce başlamamalıdır. Bir yılın kutlamaları tamamlandığı anda, gelecek yılın çalışmaları başlamalıdır. Değerlendirmeler henüz güncelliğini korurken eksikler belirlenmeli, esnafın görüşleri alınmalı ve sorumlulukları tanımlanmış bir çalışma takvimi hazırlanmalıdır.
Esnafın programa katılımı, iş yerlerine giderek kurulacak düzenli temasla güçlenir. Nasıl bir kutlama istedikleri, katılmalarını nelerin zorlaştırdığı ve hangi etkinlikleri anlamlı buldukları sorulmalıdır. Görüşmeler farklı meslek gruplarını kapsamalı; gerektiğinde küçük toplantılarla başlayıp daha geniş buluşmalara ilerleyen bir istişare süreci yürütülmelidir.
Bu toplantılarda dile getirilen önerilerin akıbeti de esnafla paylaşılmalıdır. Hangi talebin programa alındığı, hangisinin neden uygulanamadığı açıklanmalıdır. İnsanlar, görüşlerinin dikkate alındığını gördüklerinde sürece daha güçlü bağlanır. Katılımın önünü açacak çalışma, davetiye göndermenin ötesinde böyle bir ilişki kurmayı gerektirir.
Esnafla yaptığımız görüşmelerde duyduğumuz “Esnaf bayramı pilav dağıtmak mı?” sorusu ve hâlinin hatırının sorulmadığı yönündeki yakınmalar, bu ihtiyacı göstermektedir. Bu sözleri ilgisizlik diye geçiştirmek yerine, kutlamalarla esnaf arasındaki bağın neden zayıfladığını anlamaya çalışmalıyız.
Pilav ikramını da kendi anlamı içinde değerlendirmeliyiz. Karagüllü’nün kendisi de Ahiliği anlattığı toplantılarda pilav ve helva ikram ediyordu. Ancak sofra, kültürel aktarımın parçasıydı. Bugün de ikramın paylaşma ve dayanışma anlayışıyla bağı anlatılmalı, katılımcıların huzurunu ve onurunu gözeten bir düzen kurulmalıdır. Kuyruklarda gerilim yaşanıyorsa bunun nedenleri giderilmelidir.
Öte yandan 2026 resmî programında Ahilik sempozyumu, girişimcilik eğitimi, uluslararası öğrenci buluşması ve esnaf ziyaretleri de bulunmaktadır. Bu faaliyetlerin varlığını yok sayamayız. Ancak üretilen bilginin çarşıya nasıl taşındığını, eğitimlerin ne kazandırdığını ve ziyaretlerde dile getirilen taleplerin nasıl sonuçlandığını da sorgulamalıyız.
Ahiliğin dürüst ticaret, meslek ahlakı ve emeğe saygı ilkeleri, kutlama haftasının içeriğinde somut karşılık bulmalıdır. Gençlerle ustaları buluşturan faaliyetlerin yıl boyunca sürmesi, bu anlayışın yeni kuşaklara aktarılmasına ve esnafın gündelik hayatıyla sağlam bir bağ kurulmasına katkı sağlayabilir.
Ahiliğin ulusal ve uluslararası düzeyde daha geniş çevrelere ulaşması, yeni fikirlere ve ortak çalışmalara açıklık gerektirir. “Küçük olsun, benim olsun” anlayışı, bu mirası daraltır. Üniversitenin, esnafın ve sivil toplumun katkıları kişisel rekabetin konusu yapılmadan değerlendirilmelidir.
Ahiliği temsil etme iddiası, kullanılan üsluba da sorumluluk yükler. Oturduğu yerden ahkâm kesmek, farklı düşünenlere sataşmak, insanlara çamur atmak veya hakaret etmek Ahilik ahlakıyla bağdaşmaz. Eleştiriyi hakaretle karşılayan birinin Ahilik düsturuyla hareket ettiğini söylemek mümkün değildir. Ahiliği temsil etmek isteyen kişi, savunduğu değerleri davranışlarında da göstermelidir.
Bu nedenle eleştiriler karşısında yapılması gereken, uygulamaların gerekçesini açıklamak ve eksikleri düzeltmektir. Farklı bir öneriyi dinlemek, kurumsal itibarı zayıflatmaz. Aksine, ortak bir mirasa sahip çıkmanın gerektirdiği olgunluğu gösterir.
Karagüllü’nün mirasına saygı, yıl boyunca sürdürülen emekle anlam kazanacaktır. Gelecek yılın hazırlığını bugünden başlatmak, esnafı dinlemek ve karar süreçlerine katmak bu sorumluluğun gereğidir. Esnafın bayramında esnafın söz sahibi olması, kutlamaların temel ölçütlerinden biri hâline gelmelidir.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Cesaretin Var mı Sayın Vekil ?
Görüntüle →Son Yazıları
- Memleketin Uykusu Kaçtı, Kırşehir'in Yılları Geçti
- Kırşehir'in Lojistik Gücü Raporlarda, Hızlı Tren Nerede?
- Konya ve Aksaray Sulamada Önde, Kırşehir Neden Geride?
- Köprüyü Halk İstedi, Şimdi Kırşehir'e Bağlanmak İstiyorlar
- Kırşehir’de Asıl Sorun Okul Sayısı Değil, Okulların Yeri mi?
- Kırşehir Üniversite Şehri mi, Öğrenci Durağı mı?
- Yıllarca Ağaç Dikildi, Şimdi Aynı Alanlara Maden Ruhsatı Veriliyor
- Fon Balonu Nasıl Patladı? Herkesin Anlayacağı Dille Büyük Dosya
- Kırşehir’de Ev Bulmak Zorlaşıyor: Sosyal Konut Gerçekten Ulaşılabilir mi?
- Konya ve Kayseri’nin Ahilik Planı Kırşehir’i Harekete Geçirmeli