Kırşehir Haber Türk
Kırşehir Haber Türk
Açık
Kırşehir · 10°C
Bizi Takip Edin
23 Ekim 2026 - 08:19 - Güncellenme: 23 Ekim 2026 - 07:18 G: 23 Ekim 2026 - 07:18

Memleketin Uykusu Kaçtı, Kırşehir'in Yılları Geçti

Memleket kaygısıyla uykusuz kalanların düşündüğü yalnızca bugün değil, gelecek nesillerin yarınları... 1954’te siyasi tercihi nedeniyle ilçe yapılan Kırşehir, bugün geciken yatırımlar, küçülen vaatler ve belirsizliğe sürüklenen projelerle yeniden aynı soruyu sorduruyor: Bu şehrin kaybettiği yılların, ertelenen hayallerinin ve geleceğe dair umutlarının hesabını kim verecek?

Memleketin Uykusu Kaçtı, Kırşehir'in Yılları Geçti

Memleket derdi bazen insanın uykusunu kaçırır. Yorgunluk bedenine çöker ama zihni susmaz. Çünkü mesele yalnızca bugünü yaşamak değil, çocuklara nasıl bir ülke, henüz doğmamış kuşaklara nasıl bir gelecek bırakılacağıdır. Türkiye'nin içinden geçtiği dönemde bu kaygı, sandıkta hangi partiye oy verildiğinden bağımsız, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Memleket kaygısı, hamasetle geçiştirilecek bir duygu değildir. Ekonomik sıkıntılar, hukuk ve adalet tartışmaları, gençlerin yarına ilişkin endişeleri aynı soruda birleşiyor: Daha iyi bir ülke mümkünken neden bugün bu kadar çok insan geleceğinden kaygı duyuyor?

İnsan ülkesini düşünürken yaşadığı şehri de düşünmeden edemiyor. Hele söz konusu Kırşehir ise tarihin hafızası, bugünün sorularını daha da ağırlaştırıyor.

1954'te siyasi tercihinin ardından ilçe statüsüne düşürülen, 1957'de yeniden il yapılan Kırşehir, demokratik iradenin bedel ödememesi gerektiğini Türkiye'ye acı bir tecrübeyle hatırlattı. Aradan yetmiş yılı aşkın zaman geçti. Şimdi sorulması gereken şu: Bu tarihsel yanlış gerçekten geride kaldı mı?

O gün verilen kararın gerekçeleri tarih kitaplarında tartışılabilir; tartışılamayacak ilke şudur: Seçmenin iradesi, merkezi idarenin hoşuna gitmedi diye bir kent cezalandırılamaz. Demokrasinin değeri, yalnızca sandığın kurulmasında değil, sandıktan çıkan sonuca gösterilen saygıda saklıdır.

2019 yerel seçimlerinden sonra Kırşehir'de uzun zamandır beklenen yatırımların gecikmesi, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Çevre yolu, 2017'de başlayan Hükümet Konağı, Turizm Meslek Lisesi Uygulama Oteli ve ulaşım projeleri yıllarca konuşuldu. Bazılarında çalışmalar sonradan hızlandı, bazıları hâlâ bekliyor. Gecikmenin tümünü siyasi tercihe bağlamak kanıt gerektirir. Fakat kamu yönetiminin de şehre açıklama borcu vardır: Hangi proje neden bekledi, hangi ödenek neden ayrılmadı, kaybedilen yılların hesabını kim verecek?

Bu soruların cevaplanması iktidara yöneltilmiş peşin bir suçlama değil, kamusal denetimin gereğidir. Üstelik yıllarca bekleyen her dosyanın görünmeyen bir maliyeti bulunur: Artan inşaat giderleri, kaçırılan fırsatlar ve hizmete ulaşamayan binlerce insan.

Bir başka örnek stadyum. Kırşehir'e yıllar önce 15 bin kişilik tesis sözü verildi; bugün konuşulan kapasite 6 bin 500. Elbette stadyumun büyüklüğü tek başına kalkınma ölçüsü değildir. Ülkenin ekonomik şartlarında böyle bir harcamanın önceliği de sorgulanmalıdır. Ancak vaat edilen ölçek neden küçüldü? Mesele koltuk sayısından çok, Kırşehir için çizilen gelecek perspektifidir. Bu şehir büyümeyecek mi, gençleri burada kalmayacak mı, yeni organizasyonlara ev sahipliği yapmayacak mı?

Hızlı tren konusunda da benzer bir belirsizlik yaşanıyor. Yıllardır verilen sözlerin somut takvime dönüşmemesi yetmezmiş gibi, “Kırşehir'in hızlı trene ne ihtiyacı var?” diyenler çıkıyor. Oysa ulaşım yatırımları yalnızca mevcut talebi karşılamaz; yeni yatırım, istihdam ve ticaret olanakları yaratabilir. Yozgat'ın bu hizmete kavuşması sevindiricidir. Kırşehir'in de istemesi kimsenin hakkından eksiltmez.

Bir kent nüfusu az diye ulaşım ağlarının dışında tutulursa nasıl büyüyecek? İş dünyasının yatırım kararı verebilmesi için öngörülebilir altyapı gerekir. Kırşehir'in beklediği, seçim dönemlerinde yeniden hatırlanan vaatler değil, finansmanı, güzergâhı ve bitiş tarihi açıklanmış gerçekçi projelerdir.

Anadolu'nun önemli güzergâhlarına yakın bu şehir, lojistikten sanayiye, turizmden afet hazırlığına kadar geniş bir potansiyel taşıyor. Buna karşılık çevresindeki maden projeleri gündeme geldiğinde ekonomik faydalar kadar suya, tarıma ve yaşam alanlarına olası maliyetleri de konuşmak zorundayız. Kalkınma, geleceği tüketerek gerçekleştirilemez.

Yeni hastane ve kamu binaları elbette gereklidir. Üniversiteyle sağlık hizmetlerinin yakınlaştırılması da değerlidir. Fakat vatandaşın erişimini hesaba katmadan, gecikmiş temel hizmetleri büyük bir kalkınma vizyonunun yerine koyamayız. Bir şehrin başarısı yalnızca yapılan binalarla değil, gençlerine sunduğu hayatla ölçülür.

Burası Ahi Evran'ın üretim ahlakını, Aşık Paşa'nın dil mirasını, Cacabey'in bilim anlayışını, Neşet Ertaş'ın insan sevgisini taşıyan Kırşehir. Böyle bir geçmişi anmak yetmez; ona yaraşır bir gelecek kurmak gerekir.

Devletin hizmeti siyasi tercihe göre dağıtılamaz. Kırşehir'e yatırım bir lütuf değil, yurttaşlık hakkıdır. Bu talep ne ayrıcalıktır ne de herhangi bir siyasi hesaplaşma çağrısıdır. Verilen sözleri hatırlatmak da memlekete düşmanlık değil, memleket sevgisidir. Çünkü asıl kayıp, geciken projenin kendisi değil; o arada göçen genç, vazgeçen yatırımcı, tükenen umuttur.

İnsanı geceleri uykusuz bırakan tam da budur: Yarın çocuklarımız sorduğunda, bu şehir için ne yaptığımızı hangi yüzle anlatacağız?

kirsehir2-081607
#memleket #hızlı tren #yatırım

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!