Kervansaray Dağları'ndaki Sarsıntılar Madenleri Gündeme Taşıdı
Kırşehir'deki 2,6 büyüklüğündeki sarsıntının ardından AFAD'ın deprem ve taşkın haritaları, Kervansaray Dağları'ndaki maden projelerine ilişkin soruları artırdı.
Kırşehir'in Boztepe ilçesinde 31 Ekim 2026 günü saat 04.42'de AFAD'a göre 2,6 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Son iki yılda çevrede başka sarsıntılar da yaşandı: 26 Kasım 2024'te Kırşehir merkezde 2,1; 20 Temmuz 2026'da Çimeli–Boztepe'de Kandilli'ye göre 2,1; 16 Eylül'de Boztepe'de 1,6 ve 3 Ekim'de yine Boztepe'de 1,5 büyüklüğünde depremler ölçüldü. Bu küçük sarsıntılar büyük bir depremin habercisi sayılmaz ve madencilikle bağlantılı olduklarını göstermez. Ancak Kervansaray Dağları çevresinde planlanan açık ocak madenciliğinin deprem, heyelan ve taşkın tehlikeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Faylar Biliniyor, Sahanın Konumu İncelenmeli
Kırşehir üzerine yapılan jeolojik araştırmalar, Kervansaray ve Naldöken dağlarında tektonik kırıklar bulunduğunu ortaya koyuyor. Akpınar ve Salanda fayları bölgenin jeolojik yapısında önemli yer tutuyor. AFAD'ın İl Afet Risk Azaltma Planı'nda Kırşehir'i etkileyebilecek 6,8 büyüklüğünde varsayımsal deprem senaryosu bulunuyor. Raporda, 1938 Akpınar depreminde 149 kişinin hayatını kaybettiği ve 3 bin 860 binanın yıkıldığı veya kullanılamaz hale geldiği de hatırlatılıyor. Bununla birlikte son sarsıntıların hangi faylardan kaynaklandığı, maden sahalarıyla ilişkileri ve sahaların diri faylara uzaklığı ayrıntılı çalışmalarla belirlenmeli.
Açık Ocaklarda Birleşik Tehlike
Koç–Fernas ortaklığındaki DEFAŞ'ın Çimeli, Körpınar, Kırkpınar ve Çuğun çevresinde planladığı proje açık ocakları, pasa alanlarını ve maden atığı depolama tesisini kapsıyor. Deprem, kırıklı kayaç yapısı ve yoğun yağış bir araya gelirse kazı şevlerinde kayma, kaya düşmesi veya su birikmesi gibi tehlikeler oluşabilir. Kazılarla değişen doğal drenajın yüzey sularına etkisi de hesaplanmalı. Bunların belirlenmesi için şev stabilitesi analizleri, taşkın hesapları ve deprem tasarımına ilişkin teknik verilerin birlikte incelenmesi önem taşıyor. Risk bulunması, bu tür bir göçmenin mutlaka yaşanacağı anlamına gelmiyor.

Dağdan Şehre Kirletici Taşınır mı?
AFAD raporunda Büyüksulu ve Hastane dereleri için 50, 100 ve 500 yıllık taşkın tehlike haritaları hazırlanmış. Özbağ çevresindeki dere yatakları da incelenmiş. Üstelik rapor, dere kesitlerinin daraltılması ve yol yapımının taşkın etkilerini artırabileceğine dikkat çekiyor. Kervansaray Dağları'ndan şehir yönüne inebilecek yüzeysel akış, maden işletmeleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu. Ancak haritalar maden alanından Kırşehir merkezine doğrudan kimyasal taşınacağını göstermiyor. Bunun anlaşılması için saha koordinatlarıyla dere ağlarını birleştiren hidrolojik modellere ihtiyaç var.
Şiddetli sağanakta açık ocaklara su dolması, pasa yığınlarının aşınması veya atık depolama tesislerinde taşma yaşanması halinde tortu ve kirleticilerin dere yataklarına ulaşması ihtimal dahilinde. Böyle bir senaryonun etkisi atığın içeriğine, depolama yapısının güvenliğine, yağış miktarına ve suyun izleyeceği güzergâha bağlı. Özellikle tarım alanları, yerleşimler ve su kaynaklarına doğru olası yayılımın önceden modellenmesi gerekiyor. Atık havuzlarının taşkın sularından ayrılması, drenaj kanallarının kapasitesi ve acil durumda kirlenmiş suyun nasıl tutulacağı da açıklığa kavuşturulmalı.
Kimyasal Atıklar ve Denetim
Şirket, projede siyanür kullanılmayacağını ve flotasyon yöntemi uygulanacağını açıklıyor. Ancak siyanür kullanılmaması, cevherdeki metallerin ve diğer işlem kimyasallarının izlenmesini gereksiz kılmıyor. Rönesans ve Cengiz gruplarıyla ilişkilendirilen diğer ruhsat alanları için aynı işletme yönteminin uygulanacağını varsaymak da doğru değil; her saha ayrı değerlendirilmeli. Ruhsatlı alanların tamamında bugün aktif üretim yapıldığı da söylenemez. Olası etkiler, işletme aşamasına ve tesisin teknik özelliklerine göre değişiyor.
Kuraklık da aynı coğrafyada ayrıca izlenmeli. AFAD planındaki 2019 sondaj verilerinde Çimeli köyünde 136 metre derinlikte yeterli içme suyu bulunamadığı belirtiliyor. Bu kayıt mevcut rezervin tükendiğini kanıtlamasa da bölgenin su temini bakımından hassas olabileceğini gösteriyor. Taşkın halinde suyun miktarı kadar kalitesinin de zarar görme ihtimali, köylerin içme suyu, hayvancılık ve sulama ihtiyaçları açısından önemli. Havzalar arasındaki bağlantılar, kirletici taşıyabilecek dere kolları ve yeraltı suyu hareketi saha bazında incelenmeli.

AFAD raporunun ortaya koyduğu riskler, felaketin kaçınılmaz olduğunu değil, hazırlığın önemini gösteriyor. Madenlerin olası deprem ve aşırı yağışta nasıl davranacağı, sızıntı ve taşma halinde suyun nereye ulaşacağı, acil müdahaleyi kimin yürüteceği kamuoyuna açık biçimde açıklanmalı. Kırşehir'in ihtiyacı korku değil; güncel, denetlenebilir ve bilimsel güvenlik verileri.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- Kırşehir’e İade-i İtibar Sözü: Yıllar Geçti, Vaatler Küçüldü
- Kırşehir'in Manevi Üçgeni: Üç Eren ve Kırkın Hikâyesi
- Eleştiriyi Hakaretle Karşılayan Ahiliği Temsil Edebilir mi?
- Memleketin Uykusu Kaçtı, Kırşehir'in Yılları Geçti
- Kırşehir'in Lojistik Gücü Raporlarda, Hızlı Tren Nerede?
- Konya ve Aksaray Sulamada Önde, Kırşehir Neden Geride?
- Köprüyü Halk İstedi, Şimdi Kırşehir'e Bağlanmak İstiyorlar
- Kırşehir’de Asıl Sorun Okul Sayısı Değil, Okulların Yeri mi?
- Kırşehir Üniversite Şehri mi, Öğrenci Durağı mı?
- Yıllarca Ağaç Dikildi, Şimdi Aynı Alanlara Maden Ruhsatı Veriliyor
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Memleketin Uykusu Kaçtı, Kırşehir'in Yılları Geçti
Son Makaleler
Kervansaray Dağları'ndaki Sarsıntılar Madenleri Gündeme Taşıdı